Kitabın yazarı Behçet Yalın Özkara, sosyal medya platformlarından Youtube'da sık sık gezinenlerin genellikle aşina olduğu bir kişi. Kalk Çalış Başarısız Ol!, bir akademisyenin elinden çıktığı belli olacak bir biçimsel format dahilinde ama üslup olarak yer yer bilimsel bir yazı, yer yer deneme, yer yer biyografi havasında. Özellikle bilimsel veya sosyal deneylerle ilgili kısımlarda ortalama bir okurun ancak aşina olduğu, yer yer de aşina olmadığı terimlere rastlamak mümkün. Buna rağmen; okurken zihinsel olarak okuru çok fazla zorlamayan, öte yandan ruhsal olarak, başarı/başarısızlık, mutluluk/mutsuzluk algılarını gözden geçirmeye ve bazı gerçekleri kabullenmeye davet eden bir içerik var karşımızda.
Yazarın bir bakıma 80'li ve 90'lı yılların büyük oyuncusu Kemal Sunal'a benzer bir misyonu farklı bir üslupla üstlendiği gibi bir kanı oluştu bende. Haksızlığı, eşitsizliği, adaletsizliği mizah yaparak, mizah yapamadığında da sitem ederek ama kırmadan dökmeden eleştirmek ve bu bağlamda ilgilisine birtakım mesajlar vermek misyonu.
Yazar, kendi hayatından birtakım kesitler veya veriler sunmak suretiyle, aslında çoğumuzun empati yapmakta hiç zorlanmayacağı ve çoğunlukla aşina olduğu "hal-i pür-melalimiz"i (keder dolu, acınası durum) ortaya koymuş.
Kitabın ana fikrini birkaç cümlede özetleyecek olursak;
- Başarıya giden yol aslında başarısızlıktan geçiyor.
- Mevcut eğitim sistemi ve istihdam politikaları, çalışanın daima başarılı olacağını telkin etmekte ancak başarının pratikteki bileşenleri OLANAKLAR, KİŞİSEL NETWORK ve ŞANS.
- Süregelen koşturmaca aslında bir başarı aldatmacası,
- Başarılı olan/sayılan kişilerin en büyük düsturu ve sığınağı gerçekte bir özgüven yanılsamasından ibaret.
Yazarı metin içeriğinden yola çıkarak karamsar olarak değerlendirmek mümkün. Bende oluşan kanaat ise; kayırmacılığın hüküm sürdüğü, pohpohlayanın tercih edildiği, çalışanın daha çok çalıştırılarak mükafatlandırıldığı bir iklimde kâh işi espriye dökerek, kâh örnekler vererek isyanını ve sitemini dile getirdiği yönünde. Yaşadıkları ve benzer durumların pek çok kişinin başına gelmiş olduğu düşünülürse bu konuda pek de haksız sayılmaz.
Peki bu kitabı kimler okumalı/okursa iyi olur? Cevap:
- Üniversite öğrenimine devam edenler (okursa iyi olur),
- Üniversiteyi bitirip hayata atılma durumundakiler (okumalı),
- Çok çalışıyorum ama bir türlü istediğim noktaya gelemiyorum diyenler (okumalı),
- Başarısızlıkları için sürekli olarak kendini veya birilerini suçlayanlar,
- Yeter artık; başarısızlığı kabullenmek veya hayatımı daha anlamlı yaşamak istiyorum ama bazı şeylerden de vaz geçemiyorum diyenler (okumalı),
- Şimdiye kadar hep bir şekilde işim tıkırında gitti ama acaba sahip olduklarımı hak ediyor muyum veya birilerine haksızlık edilmesinde bir rolüm oluyor mu diye düşünüp nedamet getirme eğiliminde olanlar (okumalı),
- Yaşadığı her olayın, uykuya teslim ettiği her günün sonunda "kime ne kaldı, benden geriye ne kaldı" muhasebesini yapanlar (okursa iyi olur),
- Her türlü fikre açığım; yeter ki işin içinde samimiyet olsun diyenler (okursa iyi olur)
Kimler okumamalı / okumasa da olur? Cevap:
- Okuduklarım, duyduklarım, yaşadıklarım beni çok etkiliyor ve şu an hayatımın önemli bir kırılma noktasındayım (kitapta yazılanlar şevkinizi kırabilir, motive olmanızı engelleyebilir) diyenler ve aşırı hassas ruhlular (okumasa da olur, konsantrasyona devam)
- Liseye yeni başlayanlar (okumamalı, demoralize olabilirler),
- Üniversite kazanma, geleceğini kazanma kaygısına henüz düşmeyenler (okumasa da olur),
- Networküm hazır, koşullarımdan ve şansımdan yana gayet memnunum; hiçbir şeyi kendime dert edinemem diyenler (okumasa da olur),
- Suni ya da haklı biçimde özgüven patlaması yaşayan ve başkalarının hakkına girme kaygısı taşımadan gemisini yürüttüğüne, bunun son derece normal olduğuna inanıp özeleştiri ve vicdan muhasebesi yapma ihtiyacı hissetmeyenler (oku desem de okumazlar).
Sonuç olarak, bu kitap ne yerlere göklere sığdırılamayacak, sihirli formüller veren bir başucu eseri ne de zaman kaybı düşüncesiyle yüzüne bakılmayacak bir kitap. Kitabı kimler okumalı/okumamalı, okursa/okumazsa iyi olur şeklindeki sınflandırmam elbette şahsi düşüncem ve biraz da latife. *İşin özü; insanlar motive olabildiği, gayret gösterdiği, koşulları lehine çevirebilme adına arayışını sürdürdüğü, gayretlerini bu doğrultuda yoğunlaştırdığı ve biraz da şansının yaver gittiği taktirde bir şekilde hayata bir yerlerden tutunuyor; hayal ettiği gibi olmasa da. Yazar her ne kadar mütevazi davransa da, doğru bulunmayabilecek arayışlar içine girdiğini ifade etse de; tercihini hep anlamlı bir hayattan yana kullanmış olduğu görülmekte. Son tahlilde, okurlarına verdiği en önemli tavsiye** de bu.
Hayata tutunma ve kariyer edinme yolculuğunda; ödünleşmeler içine girip girmemek, birilerine haksızlık yapıp yapmamak, birilerini kayırıp kayırmamak, birilerince kayrılmak kayrılmamak, çaresizliğine teslim olmak veya çaresizliği kendine itici güç bilmek, hayâlini yorganına göre uzatmak veya rasyonel olmayan umutlar peşinden gitmek gibi tercihler yapmak durumunda kalındığı inkar edilemeyecek bir gerçeklik. Bu tercihte ise kişinin öncelikleri, kararlılığı ve değer yargıları belirleyici.Dolayısıyla bu kitapta okunanlar/okunacaklar yabana atılmamalı ama değişmez bir yol haritası olarak da görülmemeli. Sonuçta herkes kendi güzergâhındaki yolculukta kendi hikayesini yaşıyor, yazıyor.
Kalın sağlıcakla...