Eleştirildiği zaman insanların çoğu eleştiri konusu olan şeylere cevap verecek yerde, çoğu kez eleştirene hücum ederek, kendini korumaya yönelir.
Beşinci bölümde tartışılan kavramlar içinde söylenirse, iletişimi içerik odağından ilişki odağına kaydırır. Kişinin davranışı ya da kişiliğiyle ilgili bir eleştiri karşısında bunu yapana, "Sen kendini ne sanıyorsun?" diye kızgın bir tonla saldırıldığı olur.
Eleştirilen noktalarla ilgili olmayan konulara saparak, karşıdakinin eleştirilecek yönleri ortaya çıkarılmaya çalışılır. Oysa bu davranış, karşıdakini daha da savunucu yapar. Böylece o kişiyle gerçekleştirilmeye çalışılan iletişimi, savunucu bir iletişim haline dönüştürür.
İletişimde savunuculuk arttıkça, ne konuşulduğu önemini yitirir, kimin konuştuğu önem kazanmaya başlar. Böylece bir sorunu çözmek, bir konuyu aydınlığa kavuşturmak amaç olmaktan çıkar, karşıdaki kişiyi rahatsız etmek, kalbini kırabilmek temel amaç olur.
Sonuç olarak da, konuşmaya başladıkları andakine oranla birbirini daha kızgın, daha düşmanca duygularla dolu iki insan ortaya çıkar. Herhangi bir sorun çözülmüş ya da aydınlığa kavuşturulmuş olmaz.
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu