·200 syf.····Okunma: 21 Şubat 2025 22:59 Bu kitapta kanser hastası olan emekli öğretmen bir annenin kızına yazdığı mektuptur.
Çocuğuna olan özlemini, sevgisini, acısını; huzuru bozulmasın diye yazdıklarıyla dile getiren bir anne. Annesinin yaşadıklarından habersiz olan bir evlat. Ne kadar da acı bir durum değil mi?
En yakınımız olduğu halde en uzakta olan en sevdiğimiz insanlar olabiliyor. Bu kitap bunu sorgulatıyor. Hastalığımız da, sağlığımızda, üzüntü ve sevincimiz de en sevdiğimiz insanlar yanımızda olsun isteriz. Vermek istediği asıl mesaj ise budur diye düşünüyorum.
Kitaptaki asıl olay ise; emekli öğretmenin yanında çalışan hizmetlisinin çocuğunun bir gün Siyahi oldukları için öldürülmesi ve arkadaşı da onun arkasından öldürülmesidir.
Irkçı ayrımcılık ve devam etmekte olan şiddet bu iki olumsuzluk ne zamana kadar devam edecektir?
Günümüz çağını düşünürsek halen devam etmekte olan bir konu diye düşünüyorum.
Demir çağında yaşayan çocuklar.. O Demir çağını biz ebeveynler yaptık demir gibi anne ve babalardan gelen sonuç hiç şaşırtıcı gelmemeli.
Öyle bir çağdayız ki eğitimin ve sevginin insanı alıp farklı bir pencereye yöneltebilecekken silah ve demirin çeşitli aletlerini çocuklarımız kullanabiliyor. Demir çağında ne farkı kalabiliyor ki? Ve bunları sağlayan da ebeveynlerimiz.
Böyle bir karanlık ve katı olan bir durumdan bronz çağına ne zaman çocuklarımız geçecekler?