Beynin gelişim sürecine dair çok beklenmedik bir keşiften bahsediyor bu kitap. Gerek kendisi ve ekibinin, gerek bu alanda çalışmış diğer bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar ve istatistiklerle desteklemiş Dana Suskind aktardıklarını.
Nöroloji, beyin, psikoloji ve özellikle gelişim psikolojisi oldum olası ilgi duyduğum konulardır. Bu kitabı ilgili konulara merakı olan herkese kesinlikle tavsiye ederim, ziyadesiyle doyurucuydu.
Konuyu daha önce biri size açıklamadıysa, kitabın anlattığı bilimsel gerçeği çok şaşırtıcı bulacaksınız. Özellikle de bunun keşif sürecinin hikayesini dinlerken çok daha şaşırtıcı oluyor.
Şahsen, şuana kadar yeterince ilginizi çektiyse kitaba dair daha fazla detay okumamanızı tavsiye ederim ki o hayret duygusunu keyifle yaşayın. Mesela temel ihtiyaçları karşılandığı halde sevgi verilmeyen bebeklerin kısa sürede hayatını kaybettiğini duyduğunda şaşırmış mıydınız? Bu hüzünlü bir şaşkınlık vermisti bana. Burada da evladimizin/kardesinizin/yegeninizin değer verdiğiniz bebek her kimse, özellikle ilk 2 yılında eksik kaldiysaniz derin bir hüzün yaşayabilirsiniz. Ama 3ü gecmediyse okumaya değer, hâlâ vakit var.
(Spoiler)
Beyin gelisiminde geri alinamayacak gelismeler kat etmemizi sağlayan şey şaşırtıcı olarak hayatımızın ilk 3 yılında bizimle ne kadar çok konuşulduğu ve etkileşime girildiği imiş.
Ilk defa soluksuz konuşabilen annemin, gelişimime dair bu yönünden gelen katkısının önemini fark ettim.
Kelime çeşitliliği katkı sağlasa da en büyük farkı ortaya çıkaran şey bebekle göz teması ve özellikle ne kadar çok konuşuluyor olduğu (ki bence bu da sevginin ve ailedeki değerinin hissettirilmesiyle bağlantılı). Ne söylediğinizin, sevgiyle söylediğiniz sürece, hiçbir önemi yok (ilk yılda ve 18 ayda, sonra içeriğe yine dikkat edin). Beklenilen, şaşırtıcı olmayan bir şekilde de bağırma/şiddet uyguluyor olunması ve hayır deme sıklığınız çocuğunuzun beyinsel gelişiminde (ve tabi ki muhtemelen fiziksel gelişiminde de) ona zarar veren bir faktör.
Kitaptan bana kalan en çarpıcı bilgiler şu şekilde:
Refah durumu açısından sıkıntı çeken aileler ile rahat bir hayat yasayan aileler, bebekle/çocukla konusulan ortalama kelime sayısı kıyaslandığında, 30 milyon kelimelik bir uçurum görülüyor. (1 veya 3 yıl için. Kitabı bulursam kontrol edeceğim)
Konuşun, gözlerinin icine bakın ve konuşun. Işi gücü anlatın, yapacağınız yemeği, okuduğunuz kitabı, birlikte gideceğiniz parkı, askerlik anılarınızı.. ne olursa. Yeter ki tatlı tatlı konuşun.
Yine gelir ve eğitim düzeyi yüksek ailelerde yetişen bebeklerin kat be kat daha az "hayır" kelimesine maruz kalması.
Ve
Duyma engeliyle doğan, cocukluk çağında işitme engeli ortadan kalkan 2 çocuğun kıyaslaması çok sarsıcıydı. Biri konuşmayı ogrenebiliyorken diğeri malesef artık geri alınamayacak bir eksikliğe sahipti. Tum çabalar istenilen sonucu vermiyordu. Aradaki fark biriyle doğduğundan beri iletişim kurmakta devam eden bir anneydi.
Teşekkürler anne, hakkın ödenmez <3
***Son olarak tek nagatif yönü, 30MK hizmetinin reklamı niteliğinde yer yer gereksiz paragraflar bulunmasıydı.