Kitabı okudum ve şaşkınlıktan uyku tutmadı bitene kadar uyuyamadım. Günaydınlandı ama kafamın içi kapkaranlıktı. Mevlânâ celalettin Rumi ve Şemsi Tebrizi dünyaya malolmuş iki büyük isim.. özel hayatlarını bir kadının gözünden görmek...
İnanamıyorum gerçekten böyle miydi? Evrensel insan hakları değilce her şeyin önünde insan hayatı huzur mutluluk sükût Allah aşkı deyince aklıma gelen yegane insanların kadınlar söz konusu olunca dönüştükleri kişilik gerçek mi? Henüz yeni ergenliğe girmiş bir kızın 60 yaşında bir adamla evlendirilmesi yeterince kötü değil mi? Tarihi o günün şartlarına göre değerlendirin derler. Ama her anın ve her günün şartında kadın kadındır erkek erkek duygu duygudur şiddet her dönemde yanlıştır kadınları Hareme hapsetmek yanlıştır. Önce en büyük en yüce sevgiyi tattırıp, sonra ilgisiz bırakmak bile şiddetlerin en büyüğüdür.
Ne olursan ol yine gel derken Mevlana’nın neyi kast ettiğini bir daha Düşüneceğim ve kendime geldiğimde okuyacağım kitabım “mesnevi” olacak.