Kitabı okuyanların (bazılarının) incelenmesidir.
*
Bu kitabı okuyup da, Nietzsche'yi hâlâ kötü görebilmek için:
*
1) Okumamışsındır, senin ''inanç ve sözde düşüncelerine'' ters düştüğü için, ''kaç kişiyi korusan'' (!) kârdır düşüncesiyle (!) şakıyorsundur;
*
2) Okumamışsındır, atlaya zıplaya ordan burdan göz gezdirdiğin pasajları tırtıklamış, wikipedia'dan bulup yapıştırdığın kurnaz alıntılarla süslemişsindir, ''gücünü'' sergilediğin sayfanı döşemişsindir ve yine şakımışsındır.. (hem de sayfa numarası verecek kadar);
*
3) Okumamışsındır ve tek amacın ''kaç kitap okuduğunu'' sergilediğin bir tür ''duruş -pozisyon-'' alanındır burası.. Hattâ üşenmemiş, okuyanların alıntılarını alıp kendi alıntın gibi paylaşmışsındır, aynı yanlışlara düşmenin sebebi de budur.
*
4) ''Okumuşsundur'', ''anlamışsındır'' ama farklı dünya görüşün sebebiyle sana yatkın değildir ve bunu en âdil tavır ve sözlerle açıklarsın -ki, saygı duyulur-..
Felsefi bakış açısını benimsememen anlaşılır ama Nietzsche'ye bir ''insan'' olarak sevgi ve saygı duyman kaçınılmazdır.
*
Bir insanın her b*koloji olması makbul değildir. Buna malumatfuruşluk denir. Temeli yoktur. Bir insanın belli bir konuda uzman olması ve yanı sıra başka konulara da ilgi duyması ve tek yönlü ilerlemeyi kendine yakıştırmaması, bana göre de, en doğru yoldur. Konu, Nietzsche'nin Yunanlar hakkındaki sağlam temeli. Bu, insanı niye rahatsız eder, diye soruyorum kendime ve cevabı bende var. Herkes kendi cevabını verecektir.
İnsanlık Tarihi'nin başlangıcını, istediğiniz polemiğin içine çekebilirsiniz, ki çekiliyor. Yok şunla başlıyor, yok bunla başlıyor ve hattâ bitiyor.
Ama insanlığın ''Düşünce'' tarihi dediğinizde, ''sistemli düşünce'' Yunan'la başlar. Sokrates, Platon, Aristotales, Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Hippokrates... gibi gibi.. Milattan önce ''atom''u konuşan, varoluşu sorgulayan insanları inceleyip, yoluna böyle başlayan bir insanı takdir etmek gerekirken, vıdı vıdı etmek için ancak, ya süzme ap*tal olmak gerekir; ya da saplantı, önyargı, hattâ eziklik sahibi olması gerekir. Hazmetmek bu kadar mı zor.! Zor.. Şifa dilerdim, ama..
*
Benim düşüncem şu: Eğer dünya batmazsa -ki batacak gözüküyor ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Çünkü bu dünyada tek fazlalık var, o da insan- ve insanlık düşünmeye devam etmeyi becerebilirse -belli bir kesim de olsa- (ki bu kesimin, Nietzsche'nin bahsettiği, o özel kesim olacağını, ben de düşünüyorum) bana göre Nietzsche gelecekte filozofların Tanrı'sı olacaktır. Ha, filozof değilmiş de filologmuş.. Sonuç, efenim sonuç.. Yıl 2025, filolog olarak okunmuyor Nietzsche, filozof olarak okunuyor.
Geçmişte okuduğum, Lou Salomé'un Nietzsche kitabını, çok vurucu bulmuştum. Orada da Salomé, Nietzsche'nin bazı konularda tutarsız göründüğünü, aslında kronolojik olarak okunduğunda öyle olmadığını, söylüyordu. (Ki bu kitapta da, o zaman yazılan kitapların içinde elle tutulur olan, olarak bahsediliyor) O günden beri, keşke bu kitap da İş Kültür'den yayınlansa, diye çoğu kez hayıflandım ama gördüm ki İş Kültür, ondan çok daha iyisini yapmış.
Sadece kronolojik de değil, hayatı ve geçirdiği evrelerle birlikte incelendiğinde Nietzsche'nin, gelişim ve ilerleyişi an be an takip ediliyor. Ve o değişimler anlamlandırılabiliyor.
Elbette katılmadığım görüşleri var. Ama büyük oranda benim filozofum. Şimdiden sonra kronolojik olarak okumalarıma, nihayet başlayabilirim.
Zihnimde ısrarla yanıp sönen düşünce şu ki, Nietzsche sadece Julian Young gibi bir insanı tanısa ve dost olsaydı, birçok şey bambaşka olabilirdi.
*
Araştırmacı kimliğiyle kitap yazmak bu olsa gerek. Kitaplarını,,, ama illa ki tüm mektuplarını okumakla kalmamış, aradaki bağlantılar, gerek tarihsel, gerek psikolojik olarak kurulmuş..
Joung belli ki bir Nietzsche hayranı. Başka türlü bunca verimli bir eser ortaya çıkması olanaksız gibi. Zaten kitabın ''Teşekkür'' kısmında, eşi için kullandığı şu ifade de bunu doğruluyor:
''Her şeyden öte Anja van Polanen Petel'e minnettarım: İz bırakmadan on dokuzuncu yüzyılın derinliklerinde kaybolan bir kocayı yıllarca taşıyan kişi ancak bir üstkadın olabilir.''
*
Bu da kitabın yazarının, Nietzsche'ye bakış açısını gösteren bir işarettir sanırım.
*
Bu arada bu ''Üstkadını'' merak ettim ve instagramda aradım.. Sanatçı bir kadın anlaşılan.. Buraya linkini bırakayım, sanata ve sanatçıya ilgi duyanlar için:
*
instagram.com/avpceramics
*
Kitabın yazarı bile bu görüşteyken, yazar üzerinden Nietzsche'yi olumsuzlamak için: ya okuduğunu anlamıyor olmak gerekir, ya sabit fikirli ve kendi düşüncesinden başka düşünceye açık olmayan biri olmak gerekir, ya da ''karanlığa'' hizmet eden gizli ''kahraman'' (!) olmak gerekir. Başka açıklaması yok.
Bu yazı da okunduğunda ''bla bla'' yapacaklara -gizli saklı da olsa- bir kez daha hatırlatma:
*
''Felsefi bakış açısını benimsememen anlaşılır ama Nietzsche'ye bir ''insan'' olarak sevgi ve saygı duyman kaçınılmazdır. Çünkü, öyle bir İNSAN.. Büyüyünce anlarsınız. Büyüyebilirseniz.!''
*
Bundan bir-iki yıl önce okumuş olsam, muhtemelen yatkın olduğum ideolojiden kaynaklı çok daha farklı bakabilirdim. Okumak, insanın gerçekten ileri doğru atılmasını sağlıyor. Daha doğrusu, sağlıyorsa gerçek anlamda ''okumak'' oluyor. Amaç, gelişmekse ve her şeyden arınıp, tarafsız okumak başarılabiliyorsa..
*
Bakın, ben sizin burnunuza sokmuyorum düşüncelerimi. Bu mecrada, bana verilmiş hakkı kullanıp, gerisini ''ister okuyuuun, ister okumayııın; ister kabul ediiin, ister etmeyiiin.!'' modunda, şuraya iliştiriyorum.
*
Şu tiran Wagner'e rağmen, Nietzsche'nin eserlerinden bir-ikisini şuraya iliştireyim..
*
youtube.com/watch?v=_FSJojy......
*
youtube.com/watch?v=FYBwNcT......
*
youtube.com/watch?v=aOfNaVn...
*
Herakleitos'un sözüyle ''Gerçek, hep akar..''
*
Bak hele sen, te Antik Yunan'dan ne derin cümleler fışkırmış..
Soda içiniz..
*
Bu da böyle bir inceleme (!?) kimi, neyi..