Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 21 Ocak 2018 19:42 Bu kez Afrika Edebiyatı’ndan bir kitapla kesişti yolum. Bu kitap beni farklı inanışların, âdetlerin, dini ritüellerin hatta topluluk ve insan isimlerinin varlığından haberdar etti.
Aradaki Nehir, Kenya’nın en büyük kabilelerinden biri olan Gikuyu kabilesinin insanlarını anlatmaktadır. Gikuyu insanları Kameno ve Makuyu dağları arasında uzanan Hayat Vadisi’nde yaşamaktadır. Zamanla sömürge Gikuyu ülkesine de yerleşince Chege liderliğindeki insanlar Kameno çevresinde yerleşip eski yaşantılarını sürdürmeye, eski adetlerini uygulamaya devam ederler. Makuyu’da ise din değiştirerek Hristiyanlığı benimseyen ve eski adetlerini terk eden Joshua liderliğindeki insanlar yaşamaktadır. İki dağ arasında ise Honia nehri akmaktadır. Bu nehir ise adeta iki topluluk, iki inanç ve iki yaşam arasında kalmış insanları simgeler.
Kitap ölümü yaklaşan Chege’nin oğlu Waiyaki’ye anlattığı bir kehanet ile devam eder. Bu kehanete göre kabilenin kurtuluşu Waiyaki’nin elindedir. Chege oğluna Sriana misyonuna giderek Beyaz Adam’ın bütün ilmini öğrenmesini ve ardından insanlara liderlik ederek onları kurtarmasını vasiyet eder. Babasının vasiyeti üzerine misyonda eğitimini alan Waiyaki kabilesine döndüğünde insanları eğitmek için çalışmaya başlar. Ancak onu bekleyen bir sorun vardır. Liderlikte hak iddia eden Kabonyi’nin kurduğu tuzaklarla mücadele etmek zorundadır.
Tüm bu olanların arasında anlatılan imkânsız aşkın hikayesine de değinmeden olmaz. Waiyaki Makuyu lideri Joshua’nın kızı Nyambura'ya aşıktır. Ancak bir kabile lideri olarak düşman topluluktan bir kızla evlenmek geleneklere aykırıdır. Ayrıca bu aşk Kabonyi tarafından Waiyaki'ye karşı koz olarak kullanılmaktadır.
Kitapta dikkat çeken en önemli nokta insanların iki kutuptan birini seçmek zorunda olmalarıdır. Bir tarafı benimseyen diğerini reddeder. İnancını değitirip Makuyu’dan olan kimse eski gelenekleri terk etmelidir. Mesela Hristiyanlığı benimseyen bir kadın sünnet olamaz. İnancını tamamen değiştirmek isteyen kişiye hiçbir şey söylenmezken inancından vazgeçmeden geleneklerini de uygulamak isteyenler çok şiddetli tepkilerle karşılaşır. Önce bir tarafa geçip diğerini kesin bir dille eleştiren kişi daha sonra tarafını değiştirmek istediğinde bunda herhangi bir sakınca görmezlerken uzlaşma sağlamaya, birlik kurmaya çalışanın önüne çok çetin engeller çıkmaktadır.
Birkaç sayfalık kısa bölümlerde oluşan bu kitabı okumak benim için oldukça kolay oldu ancak kitapta anlatılanları zihinde anlamlandırmak zordu. Özellikle hikayenin geçtiği coğrafyada kadın sünnetinin de tıpkı erkek sünneti gibi gelenek olarak kabul edilmesi ve bu gelenek yüzünden bazı insanların hayatını kaybetmesi anlamlandırmakta zorlandığım kısımlardan bir tanesiydi. Toplumsal normların insanların hayatında nasıl önemli bir yer edindikleri ve bu normlara uyulmadığı ve uyulmak istenmediği taktirde insanların nasıl katı yaptırımlarla cezalandırıldıklarına bu kitapta okuduklarımla bir kez daha şahit oldum.
Düşündüğünüz şeyde ne kadar haklı olursanız olun bu düşünceniz toplumun yerleşmiş inançlarına aykırı bir konumdaysa, bunu savunmanız çok da kolay olmayabilir. Hele ki karşınızda çoğunluğu size karşı etkilemeye çalışan ve bunu yaparken yerleşmiş inançları, gelenekleri, toplumun benimsediği değerleri kullanan bir düşmanınız varsa işiniz daha da zordur.