Bu roman, yazardan okuduğum ikinci kitaptı. Yıllar önce "Hanımların Dikkatine" adlı öykü kitabını okumuştum. O kitapta da öykülerin kahramanları kadınlardı ve onların iç sesleri üzerinden kadın-erkek ilişkilerinde kadınların ruh hallerini, yaşadıklarını anlatıyordu bize yazarımız. Kul'un da ilk iki bölümünü okuduktan sonra pekala Mercan'ın hikayesi tek başına bir öyküde olabilecekken, bunu bir romana çevirmeyi başardığını gördüm. Sonrasında da kitabı okumak bana daha da fazla keyif verdi.
Romanın ismine gelecek olursak, Mercan öncelikle Tanrı'nın gariban bir kulu. Roman boyunca isteklerinin olması için yapmadığı ritüel kalmıyor. Aynı zamanda toplumda da bir kul. Bir koca, bir çocuk olmadan, kendini bir şeylere feda etmeden varlığını sürdüremeyen bir kadın.
Yine kitapta sadece Mercan'ın hikayesini okumuyoruz, arka planda Samatyadaki kentsel dönüşüm sürecinin semti ve insanların yaşamını nasıl şekillendirdiğini de görüyoruz.
Kitapta tespit ettiğim bir mantık hatasına da burada yer vermeden geçemeyeceğim. Tüm roman boyunca Mercan'ın çok fakir olduğu, sosyal sigortası bile olmadığı birçok yerde vurgulanırken, çocuğu olmadığı için tedavi gördüğü yerdeki kadınların bakışlarını çok iyi tanıdığına yer verilmesi çelişkiliydi.
Seray Şahiner'den sırada bekleyen kitaplar Antabus ve Ülker Abla . Vatan Millet Samatya kitabını da çok merak ediyorum fakat yazarın kitaplarını çabuk tüketmek istemiyorum. Çünkü bu seviyede bir edebi lezzet bulduğum kitapları okumaya kıyamıyorum.
Herkese keyifli okumalar.