Puan vermedi·120 syf.··Beğendi
· “Keder zalim bir eğitim türü. Yas tutmanın ne kadar yalnız, ne kadar öfke dolu olabileceğini öğreniyorsunuz kederliyken. Düşünmeden söylenen başsağlığı dileklerinin nasıl hissettirebileceğini öğreniyorsunuz.”
Bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap bu. Kendi küçük, anlatısı kısa, puntosu büyük. Ama meselesi ağır.
Babasının ölümünün ardından yaşadığı kederi yazıya dökmüş yazar. Pandemi süreci, uçaklar kalkmıyor, cenazeye bile gidemiyor. Ölümü uzaktan kabullenmenin zorluğu da gölgesini düşürüyor satırlara.
Yas, kederin insanın derisini soyup onu yeni birine dönüştürdüğü süreç. Yarım kalmışız ve bir daha asla tam olamayacakmışız gibi hissettiğimiz o süreç. Nefes aldığımızda ciğerimize batan bıçaklar, sevdiğimizin yokluğuna rağmen yaşamaya devam ettiğimiz için gelen o haksız suçluluk, sevdiğimizin artık yaşayamayacağı hayatı yaşadığı için insanlara duyduğumuz o haksız öfke, keşkelerimiz, içimizi kemiren vicdan azabı ve dahası.
Biliyorum, yasa dair okumak üstü kabuk bağlamış bir acıyı yeniden göreve çağırmak gibi geliyor biraz. Ama bunun iyileştirici bir yanı var bana kalırsa. Acıyı acıya çatmanın yani. Birine sarılıp ağlaşmak gibi biraz.
#solinasilahlı çevirisi