Artemisia Gentileschi, 1593-1656 (?) yılları arasında yaşamış ve Caravaggio’nun resimlerinden etkilenmiş Barok dönemin önemli ressamlarından.. Babasının resim atölyesinde büyüyen ve kadınların resim yapmasına karşı olan zihniyete rağmen korkusuzca hayallerinin peşinden giden Artemisia’nın dramatik ve bir o kadar da başarılarla dolu hikâyesini anlatıyor Kan Su Boya
Ailesine, kiliseye ve dönemin erkek egemen zihniyetine karşı gizlice resim yapan Artemisia, büyük yeteneğine rağmen okula alınmıyor. Yaşadığı istismar ve işkenceler resme olan tutkusunu daha da arttırıyor ve Roma’ya giderek kendini geliştiriyor. Roma’da Michelangelo ve Mediciler tarafından korunan Artemisia,1616 yılında Accademia di Arte del Disegno’ya kabul edilen ilk kadın ressam oluyor.
Kan Su Boya okuduğum ve etkilendiğim en şiirsel biyografi olabilir. Akıcı ve derin… Karakterlerle yoğun bir empati kurmanızı sağlıyor.
Joy McCullough kitabın bazı bölümlerine Avrupa resim sanatında karşımıza çıkan Susanna ve Judith gibi önemli kadın figürlerinin hikâyelerini ekleyerek anlatımı daha da zenginleştirmiş.
Artemisia, kadın kahramanları, Susanna ve Judith’i çok sık resmediyor. Onları cesaretleriyle ön plana çıkarıp, “asil, cesur ve güçlü” kadınlar olarak yansıtıyor. Eserlerinde kutsallık fiziksel olarak değil, ruhsal olarak ön plana çıkıyor. Kitap aynı zamanda müthiş bir motivasyon kaynağı.
Artemisia Gentileschi, ressam kimliğinin yanı sıra, 20. yüzyılda ağırlık kazanmaya başlayan kadın hareketinin de sembol isimlerinden biri.
Onu biraz daha yakından tanımak isterseniz, ayrıca Agnès Merlet’nin 1997 yapımı Artemisia filmini de izleyebilirsiniz.