Gönderi

"yaşayan bir cesetten" başka bir şey değildim
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 23:17
Yani, abartılmasa daha keyifle okuyabileceğim bir eser. Huzurlarınızda: İnsanlığımı Yitirirken Normalde kitap incelemesi yaparken önce eserin kısa bir özetini yazmak, sonrasında da beğendiğim ve eksik bulduğum kısımları maddeler halinde sunmak âdetim olmuştur. Ancak ne yazık ki bu sefer böyle olmayacak... İnsanlığımı Yitirirken'in bir özeti var diyemeyiz çünkü eser olaya değil daha çok insana yönelik bir anlatım sürüyor. Verebileceğim en uzun özet şu olur: Oba Yozo adındaki başkarakterimizin iç dünyasını ve bulunduğu psikolojik çöküntü ile başvurduğu intihar girişimleri. Hepsi bu mu? Evet, hepsi bu. Maalesef gereğinden fazla abartılmış bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle etrafta "başyapıt, 10/10 kitap, melankolinin zirvesi" gibi ifadelerle bu eseri duyunca böyle bir kitabı okuma hevesi bende de oluştu tabii ki. Hem zaten 128 sayfalık bir eserdi ne kaybedebilirdim ki? Kaybettiğim şey bazı okurların yaptığı "yorumlara" günden güne azalan güvenim oldu. Ülkemizde, hatta belki de dünyamızda, Doğu Asya hayranlığı olan bir kitle var. Aynı şekilde intihar gibi olaylara da ilgi duyan, hatta bunu havalı, aykırı gibi gördükleri için övmeye kadar giden ilginç(!) bir kesim var. Tabii bu ikisinin birleşiminden de çıkabilecek gereğinden fazla şişirilmiş yorumlar var. Eseri sevebilirsiniz, konuyu sevebilirsiniz, yazarı sevebilirsiniz bunlarla ilgili zerre sorunum yok. Ancak edebi derinliği olmayan, kendinden fark yaratıcı bir özgünlük ortaya koymayan, gelecek yazar/okur nesillerine bir şey vermeyen bir esere de lütfen "başyapıt" falan demeyin. Normalde insanların verdikleri puanlara ve yaptıkları incelemelere saygı duyar, beğenmiştir/beğenmemiştir der geçerdim. Ancak bu kitaba 10 üzerinden 8'in üstünde bir puan verenleri anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. Şimdi bana 'Sana ne kardeşim, isteyen istediği yorumu yapar.' diyebilirsiniz. Ancak durum artık öyle değil. Günümüzde o kadar fazla boş eser poh pohlanmaya başladı ki iyi eserlerin bile önüne geçenler oldu. Her insan gün içinde birkaç saat oturup kitap okuyacak zamanı bulamayabiliyor. Kimimiz öğrenci ve kendine bir gelecek inşa etmeye çalışıyor, kimimiz sabahtan akşama kadar iş yerlerinde çalışıyor, kimimizin bakması ve ilgilenmesi gereken ailesi oluyor. Böyle durumlarda da günün ancak ufak bir saatinden arta kalan vaktini okumaya ayırmak istiyor. O vakitte de kaliteli bir şeyler okuyacağım deyip sağda solda hemen hemen herkesin övdüğü eseri alıp okuyup hayal kırıklığına da uğrayınca olan yine hem kişinin zamanına hem de parasına oluyor. Okur kitlesi olarak artık her yoruma aynı nezaketle yaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Birtakım okur kitlesine olan eleştirimi bitirdiğime göre eserle ilgili konuşmaya başlamak isterim. Bu sefer beğendiğim ve beğenmediğim kısmı olarak ayırmayıp direkt olarak ikisini aynı anda sunmak istiyorum. Eserde herhangi bir özgünlük olduğunu düşünmüyorum. Direkt olarak olaylardan bağımsız olarak alınmış ve yazılmış eser. Başkahraman ile hiç bağ kuramadım, bağ kurmayı da geçtim yapılan duygu sömürülerinde ce hiçbir şey hissedemedim. İntihara kalkıştığı anlarda da üzülemedim, mutluluk duyulan yerde de sevinemedim. Ki kitabın melankolik noktasını anlasam da bana duygusal olarak geçmedi. Çünkü o duyguyu yaşayabilmem için benim içime yavaş yavaş işlenmesi gerekiyor. Burada yavaş yavaş işlenmeyi geçtim iki sayfada üç kere olay değişiyor, ben bununla nasıl bir bağlayıcılık kurabilirim karakterlerle? Ki onu da geçtim, yazarın kendi tercihidir diye, kimse başkahramanımız Oba Yozo'ya zorla bir şey yaptırmıyor. Aksine onlara yardım eden ve etmeye çalışan insanları sürekli yüzüstü bırakıyor, onları daha zor duruma sokuyor. Önüme melankolisiyle değil şımarıklığı ve sorumsuzluğu ile sinirimi bozan birisi çıkıyor. Eserde beğendiğimi söyleyebileceğim bir iki kısım var sadece. İlki girişi ve sonuç kısmı. Yani Oba Yozo'nun resimlerinin betimlemesini yapıp sonrasında hikayesini anlatıp en sonunda tekrar resimlere dönülmesi olayı bana sinemavari bir hava verdiği için hoşuma gitti. Bir diğer kısım ise eser ile ilgili değil de Osamu Dazai'nin İnsanlığımı Yitirirken eserinde kendi otobiyografisini yazmış olmasıydı. Ben böyle arkasında hikayesi olan eserleri çok severim çünkü. Kısacası eser benim için çok ortalama bir eser, kesinlikle abartıldığı kadar önemli veya okunması gereken bir kitap olarak görmüyorum. He, zamanınız ve bütçeniz vardır alın okuyun tabii ki yeni bir eser okumuş olursunuz. Ancak öyle 'kesin okuyun' diyebileceğim bir eser değil aksine okunabilecek çok daha iyi eserler olduğu düşüncesindeyim. ~ Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder, keyifli okumalar dilerim. ~
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
·
79 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.