İkinci kez okuyup ikinci kez hayran kaldığım gerçek ile hayalin iç içe geçtiği, felsefi ve büyüleyici bir anlatım sunan Puslu Kıtalar Atlası, Osmanlı’nın son döneminde geçen ama aslında zaman ve mekândan bağımsız bir hikâye anlatıyor.
Ana karakter Uzun İhsan Efendi, düşlerinde gezdiği dünyayı bir kitap olarak yazarken, oğlu Bünyamin de gerçek ile yanılsama arasındaki yolculuğunda, kaderini ve kim olduğunu keşfetmeye çalışıyor. Yazar, Osmanlı atmosferini masalsı bir dille anlatırken, aynı zamanda "gerçek nedir?", "biz kimiz?" gibi felsefi sorular sorduruyor.
İhsan Oktay Anar’ın kendine has üslubu, derin göndermeleri ve mizahi diliyle Puslu Kıtalar Atlası, edebiyatımızın en özgün eserlerinden biri. Hem macera hem de düşünsel bir yolculuk arayanlar için eşsiz bir deneyim!