Yasemin Y.

Yasemin Y.
@yaseminyy

Yasemin Y.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·324 syf.··
2025 5. kitabı
Zülfü Livaneli
8.3/10 · 15,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·324 syf.··
2025 5. kitabı
II. Abdülhamid’in tahttan indirildikten sonra Selanik’te geçirdiği sürgün yıllarını anlatıyor. Yazar, tarih kitaplarında ya “Kızıl Sultan” ya da “Ulu Hakan” gibi tek taraflı sıfatlarla anılan Abdülhamid’i daha insani bir açıdan göstermeye çalışıyor. Doktor Atıf Hüseyin Bey’in gözünden Abdülhamid’in korkuları, alışkanlıkları ve yalnızlığı aktarılırken bir yandan da İttihatçıların çelişkileri ve Osmanlı’nın çöküş döneminin sancıları işleniyor. “Kaplanın sırtında” ifadesi iktidarın hem görkemini hem de taşıdığı yükü simgeliyor. Abdülhamid burada tek taraflı bir kahraman ya da hain olarak değil, çelişkileriyle var olan bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Bu da romanı kuru bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp daha psikolojik ve felsefi bir derinlik kazandırıyor. Kitabın güçlü tarafı tarihsel belgelerle edebî kurgunun dengeli biçimde harmanlanması. Akıcı dil, atmosfer ve diyaloglar sayesinde okur hem bilgi sahibi oluyor hem de hikâyeye kapılıyor. Ama bazı bölümlerde ayrıntılar fazlalaşıyor ve akıcılık zayıflıyor. Ayrıca Abdülhamid’e yönelik eleştirilerin hafif tutulduğu, İttihatçılara daha sert yaklaşıldığı da göze çarpıyor. Sonuçta Kaplanın Sırtında, yalnızca Osmanlı’nın son dönemlerini değil, aynı zamanda iktidar, özgürlük ve tarih üzerine düşündüren bir roman. Geçmişi bugünün tartışmalarıyla birleştirmesi, eseri hem bilgi veren hem de sorgulatıcı bir metin haline getiriyor.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Puan vermedi·736 syf.··
2025 3. kitabı
Kitabı okumakta zoranabilirsiniz çünkü okuyan değil, gören gözün kitabı bu. Gülün Adı’nı okumaya başladığınızda elinizde klasik bir polisiye roman var sanabilirsiniz. Hatta olaylar, karakterler ve merak unsurları sizi bu yanılgıya kolayca sürükler. Ama Eco, ustaca kurgusunun arasında bambaşka bir oyuna davet eder: Okuyucuyu, sadece anlatılanlara değil, anlatılmayanlara da dikkat kesilmeye çağırır. Anlatıcımız Adso, olayların tanığıdır, ama hiçbir zaman her şeyi anlatan değildir. Onun sessizlikleri, kimi detayları atlaması ya da “şimdilik önemli değilmiş gibi” sunduğu ayrıntılar aslında Eco’nun asıl metnidir. Çünkü bu roman sadece bir manastırda işlenen cinayetlerin çözüm hikâyesi değil; bilgiye, inanca, düşünceye, susturulanlara, sansüre, yorumlara ve her şeyin ardındaki niyete dair bir sorgulamadır. Okurken Adso’nun sesine değil, sustuklarına kulak vermek gerekir. Jorge’nin fanatizmi ya da William’ın akıl yürütmeleri kadar, Adso’nun neyi gözden kaçırdığını da fark etmek gerekir. Eco, okuyucusuna sadece bir roman değil, bir okuma biçimi sunar. Bu kitabı okumak bir metni çözmek değil, bir zihniyeti deşifre etmektir. Her satırda göz önünde olanla göz ardı edilen arasındaki farkı fark etmek; her bilgi kırıntısında karanlıkta kalan sesi duymak gerekir. Gülün Adı, en çok da bu yüzden okunmalı: Çünkü her şeyin açık edildiği bir dünyada, gerçeğe giden yol hâlâ sessizlikten geçiyor olabilir.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma