Gönderi

Bir İntiharın İzinde
10/10
·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 07:48
"Yaşamın Ucuna Yolculuk"u okumaya başladığım gün etrafımdaki herkese 'Bu benim hayatımda okuduğum en iyi şey' dedim. Okuduğum en iyi ne? Bilmiyorum. Bu yazıyı da Tezer ile aynı baş ağrısıyla yazıyorum, onunki dişten benimki kulak.Bu yazıyı yazmayı hep erteledim. Böylesine bir eseri anlatmak için kelimelerin kifayetsiz kalacağına inanıyorum. Bu 'anlatıyı' okumadan önce 'Çocukluğun Soğuk Geceleri'ni okumak ve Tezer Özlü hakkında birtakım araştırmalar yapmış olmam bu kitaptan maksimum verim almam için ideal olmuş. Eseri öylesine bir kitap okuyormuş gibi okumadım. Bazı sayfaları (örneğin 57-66) kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum. Bu yüz yirmi beş sayfalık maddi olarak ince kitap ruhumda öyle bir ağırlık bıraktı ki, hayatımın sonuna dek bu ağırlıkla yaşayacağım. Kitabın her sayfası gözlerimi kapadığımda zihnimde canlansın istiyorum. Ezberlemek istiyorum bu kitabı. Kendimi böylesine güzel ifade etmek istiyorum ve hatta keşke bu kitabı ben yazmış olsaydım diyorum. Tezer'in 'burjuva' olmasından değil toplumun onu kalıplara sokmaya çalışmasından bıkmışlığı, sevdiği yazarlarla bağ kurma hevesi; hep gitmek, gitmek isteyen ruhu, kendi bedenine direnişinde kendimi buldum adeta. Kitabı Özlü'nün ölüm yıldönümünde bitirdim. Kendi doğum gününden tam üç gün öncesinde. Yeni yaşıma yeni bir hayat bakışıyla girmemi sağladı. Kendimden, insanlardan, hayattan, dünyadan, yaşamaktan, ölmekten beklentilerimi değiştirdi. Ben Tezer'i ruhumda hissettim,kaleminin kağıdına sürtünme sesini dinledim tren rayları boyunca. Bu eseri okuduktan sonra öyle kenara köşeye yazabileceğim bir alıntı olmadı hiç. Çünkü kitabın tüm satırlarının altını çizip kelimelerini düşündüm. Tezer'in bu kelimeyi seçme sebebi neydi dedim. Zaten biliyordum. Onunla aynı ruha sahibim. Onun Pavese'ye olan bağımlılığı gibi bağımlıyım ona. "Gamlı Prenses" yakıştırması yapılmış ona. Katılmıyorum. Yarısı dolu bir bardağa 'bu bardak yok' demekten farksız bir şey bu. Yüreğimde bir ateş yanıyor. Bu kitapla ilgili tüm hislerimi açıklamak istiyorum;bağırarak, ağlayarak veya yazarak. Ama bazen insan kendini susarak açıklıyor. Onun da dediği gibi. Kitapta ve onun hayatında büyük rol oynayan çok değerli dostu Ferit Edgü'nün dediği gibi"Birkaç yıl önce Çocukluğun Soğuk Geceleri için düşünüp de söyleyemediğim buydu işte. O malzemenin öykülemeye değil böylesi bir çılgınlığa dönüşmesi gerektiğini düşlemiştim. İçine sıçayım edebi türlerin; romanın öykünün şiirin içine sıçayım. Bana Yaşamın Ucuna Yolculuk'lar gerek. Bu yolcuğun türü olur mu? Kitabına güzel yakışırdı 'Yaşamın Ucuna Yolculuk'." Eser hakkında bunca söz söyledikten sonra bu eser ne anlatıyor, sorusu belirdi kafamda. Olay örgüsü bakımından Tezer Özlü, yazarlığını ve düşünce dünyasını yani hayatını etkileyen üç yazarın yaşadığı yerleri adım adım geziyor; aklında bitmek bilmeyen düşüncelerle. Pavese'nin intihar ettiği odada 'Bir İntiharın İzini' arıyor. Kendini arıyor her zaman yapmayı istediği gibi. Kendini arıyor her zaman yapmayı istediğim gibi... " Çocukluğumda algıladığım ilk resimlerden beri 'Çocuğun Soğuk Geceleri'nden beri. Onlarla yaşadım, onlarla sevdim, sevdiğimi sandım, ama belki de ne sevdim, ne yaşadım. Her iki olgunun izdüşümünü algıladım. Resimleri karanlığımın derinlerinde gömülü tuttum. Şimdi resimlerden taşan seller içindeyim." "Ölüm bir şey değil, ölüm hiçbir şey değil diyor Svevo son olarak. Ya intihar" 18.02
Edebiyat
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.