Bu kitabı ilk ortaokul 1 veya 2'de iken okumuştum. Detaylar aklımdan uçup gitse dahi o hissiyat olduğu gibi kalmıştı bende. Sonradan okuduğum kitabın ismini de yazarın ismini de unutup bulamamıştım. Şimdi daha yeni kapağından tanıdım yine okudum. Aynı hissiyat, aynı duygular... Çocukluğuma döndüm. İnsanlar çocuk kitaplarını küçümsese bile sanki içindeki çocuğu besleyen bir gıda gibi çocuk kitapları. Bazen sorumluluklar ağır gelince insan geçmişteki alışkanlıklara dönermiş ya hani. O masum ve güvenli çocukluk zamanlarına. Benim için de çocuk kitapları güvenli bir sığınak. Çocuk bakışını yeniden görebileceğim bir pencere.
Cahit Zarifoğlu'nun duygulu adeta zweigvari anlatımını çok seviyorum. Zahmetsiz bir şekilde bunu yapabilmesi okuyucuyu da yormuyor hem. Özetinde de yazdığı gibi 'çocukluğumuzun filmini seyreder gibi' yazılmış soluksuz okutturuyor kendini, hatta izlettiriyor.
Yavruları olmayan anne ve baba ağaçkakan üzerinden anlatılıyor kitap. Baba ağaçkakanın gördüğü 'dehşetengiz' rüyayla asıl hikayeye çok güzel temel atılıyor. Ayrıca rüya-gerçek arasında dans ettiriyor bizi Zarifoğlu. Rüyalar biraz gerçektir, gerçekler de biraz rüya. Nihayetinde rüya kısmen gerçekleşiyor ama baba ağaçkakan ve anne ağaçkakanın korktuğu şekilde değil. Yavruları oluyor Upuysal olsun diye adını Upuy koydukları kibarcacık bir yavru. Rüyadaki yavruya hiç mi hiç benzemiyor. Ama o rüyanın etkisiyle hep içlerinde bir korku oluyor anne ve baba ağaçkakanın. Upuy ise adı gibi onların içine su serpiyor her seferinde. Sonunda o kabus da gerçekleşiyor hiç görmedikleri bir kuş tarafından. Ve kuşun yakalanmasıyla kitap bitiyor.
Bana kalırsa okuduklarım arasında en etkili kitaplardan biridir Ağaçkakanlar.-Biraz geçmişten gelen duyguların da tesiriyle olacak tabi.- Az kelimeyle çok şey anlatır. Belki 7-8 yaşındaki çocuklar için değil de bazen de 25, 30, 40 yaşındaki çocuklara göre bir kitaptır.
AğaçkakanlarCahit Zarifoğlu