·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mart 2025 10:35 Uzun zamandır bekleyen kitaplardan birini daha okumanın mutluluğu içindeyim. Gerçek yaşanmışlık barındıran kitapları okumayı ayrı bir seviyorum.
Kitabı okurken kendinizi o atmosferde hissediyorsunuz. Balkanlarda yaşayan Türk toplumunun yaşadığı acı ve sıkıntılara şahit oluyorsunuz.
Birinci ve İkinci Balkan Savaşları'nın sonucuna göre Türk toplumunun bir kısmının Anadolu'ya göçtüğüne, bir kısmının da kalıp mücadeleye devam ettiğine ve başlarına gelen onca olaya rağmen yaşama azimlerinin kırılmadığına tanık oluyorsunuz.
Yazarın sade anlatımı kitabın su gibi geçip bitmesini, fakat hafızanıza kazınmasını sağlıyor.
Kitapta 93 harbine ve Balkan Savaşı'na yer verilmiş olsa da; daha çoğunlukla Hasan Beyin egitimi, mezuniyet sonrası, çiftlikteki aile hayatı, esir düştüğü zamanlar ve müftülüğe yükselişini, babasının hac yolculuğunu, kolera salgınını, ölümler ve ayrılıkları anlatıyor.
Genelde kitaplarda esir kamplarında yaşanan olaylardan çok kötü bahsedilir. Hasan Bey'in düştüğü esir kampında kötü günler geçirse de; dine saygı var. Öyle ki Hıristiyan veya Müslüman diye ayırt etmiyorlar herkesin dinini yaşayabilmesi ve ibadetlerini yerine getirmesi ibadethane inşa etmelerine izin veriyorlar.
Gönülden tavsiyemdir...