SİNAN - MÜMKÜNLER KÖPRÜSÜ
“Deha imkânsızı mümkün kılabilmektir”
İKİ PERDE TARİHİ OYUN
*
Bu oyun, Devlet Tiyatroları Edebî Kurul’unun 16.03.2013 gün, 1572 sayılı toplantısında görüşülerek Genel repertuvar havuzuna alınmıştır.
*
Tiyatro oyunu okumak zordur. Devam eden karşılıklı diyaloglar, aralarda hareketleri, fondaki müziği, çevreyi betimlemeler, ışıkların kararması – açılması gibi detaylar olağan bir okuma deneyimini biraz farklılaştırmakta. Yazarın düşlediği ortam, her okuyucunun zihninde farklı canlanırken, sahnede tamamını yönetmenin gözünden izleriz. Kendisi de emekli bir yüksek mimar olan yazar bu oyunu yazarken, sahnede oyun sırasında bir köprü inşa edebilecek şekilde o günlerin teknolojisini tasarlayıp, olabilirliğini mimari çizim programları ve mühendislik hesaplarıyla kanıtladıktan sonra oyunu “mümkün” kılmıştır. (Ancak ne yazıktır ki henüz sahneleyebilecek bir yönetmen bulunamamıştır.)
*
Yazar kitabının önsözünde “Tarihi Oyunlar Üzerine” bize şunları aktarıyor:
Yıl: 1956 sonu... Yer: Konak Sahnesi Salonu... İzmir Atatürk Lisesi 1. sınıfında yatılı öğrenciyim. Her hafta sonu gittiğim sinemanın yerine, o hafta İstanbul’dan kentimize konferans vermeye gelen Nurullah Ataç’ı izlemeye gitmiştim.
Konu çok ilginç: “Öz Türkçe!”
Anımı unutulmaz kılan; söyleşi esnasında, salonda dinleyiciler arasından bir kişinin; kalkıp, Ataç’a: “Öz Türkçe diyerek; pek çok uydurma kelimeyi, zorla dilimize sokuyorsunuz!” diye karşı çıkmasıydı.
Ataç’ın bu söze kızıp, sert bir yanıt vermesini bekliyorum... Hayret, o gülümsüyor. Cevabı hatırımda! “Evet, ama sandığınız gibi öyle İşkembe-i Kübradan değil, bir takım elbiseye bir kravat uydurur gibi!”
Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Uyum” için: Bir bütünün parçaları arasındaki uygunluk, ahenk deniyor.
“Uydurma” sözcüğü için ise:
1) Uymasını sağlamak.
2) Hayal gücünden yararlanarak, gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak” diye tanımlanıyor.
Tarihi Oyun yazamaya kalkışırken, yıllar öncesine gittim, bu anımı hatırladım. Hayal gücümle Mümkünler Köprüsü olayları ve karakterleri yaratmaya çalışırken, ben de: “Uydurup, yakıştırırken” Böylesi bir uyuma özen gösterilmeliyim.
Sahnede gördüklerinin tarihi gerçek olduğunu düşünen izleyiciyi düş kırıklığına uğratmak olmaz.
Sinan, Kanuni Sultan Süleyman’ın Karaboğdan Seferi sırasında Prut Nehri üzerine ahşap bir köprü yapmış, hem de on günde! Sâi Çelebi’nin Tekiretül-ül Bünyan adlı risalesinden:
“... Prut kenarına geldiklerinde askerin geçmeye köprü lazım oldu. Nice kimseler günlerce köprü yapımına meşgul oldular. Yaptıkları köprü, sel ile batıp görünmez oldu. Batık yer olduğundan köprü binasında aciz kaldılar. Merhum Lütfi Paşa Hazretleri: “Saadetli padişahım bu köprüyü Sinan Subaşı kulunuz bina edebilir. Emreyleyin yoldaşlarıyla mukayyet olsun.” dedikleri gibi bu hakire yüksek emirleri varid oldu... Hemen On gün içinde âli (yüksek) bir köprü bina eyledim. Asker-i İslamla Padişahımız saadetle geçtiler”
Sinan’ın eserlerini çok kişi bilir: “Kimliğini, insan yanını tanıtan acaba kaç eser var? Nedenini merak edip düşündünüz mü? Toplum olarak kendimizi-geçmişimizi küçümsemek gibi bir yanlış ezberimiz var da ondan!
II. Bayezid döneminde Leonardo da Vinci tarafından Padişaha hitaben yazılmış bir mektuptan söz edilir: “İstanbul’dan Galata’ya uzanan bir köprü yapmak istediğinizi, yapabilecek biri bulunamadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum. Ben kulunuz köprüyü bir bina kadar yüksek yapabilirim. Daima hizmetinizdeyim.” Mektup ekinde kâgir bir köprü çizimi görülmektedir.
Söz konusu yerde zemin bataklık olduğu için teknik olarak yapımı mümkün olmadığı halde, bugün Likardo Usta’ya bu fırsat verilmediği için hayıflananlar vardır. Bu oyun; uzun araştırmalarla, ahşap olarak, o günün teknik olanakları ve araçlarıyla yapımının mümkün olduğunu göstermektedir. Önerilen projemiz bilgisayar ortamında değerlendirilmiş ve kanıtlanmıştır.
Mümkünler KöprüsüCem Günen