Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan "Sefile", yazarın Türk edebiyatındaki ilk eseei olarak önem taşımaktadır. Diğer bir dikkat çeken yanı, kitap olarak basılmamasıdır. Uşaklıgil, arkadaşı Tevfik Nevzat'la 1886-1887 yıllarında İzmir'de çıkardıkları Hizmet adlı gazetede eserini yayımlamaya karar verir. "Sefile", gazetenin 1-73. sayıları arasında tefrika ettirilir. Eser, 2006 yılına kadar da kitaplaştırılmaz. Zamanında tefrika olarak kalması "Sefile"nin Türk edebiyatında arka plana atılmasına neden olsa da yazarın çıkış kitabı olması ve Uşaklıgil'in üzerinde modern roman tekniklerini serbestçe uygulaması açısından unutulmaz bir özellik kazanır. Halit Ziya Uşaklıgil, yirmili yaşlarının başındayazdığı bu roman ile bahsettiğim teknikleri deneyerek edebiyata farklı bir renk getirmeye çalışmıştır. Onun yarattığı ana karakterlerin arzularının peşinden gitmesi ve ana temanın arzu olması, bu romanla birlikte başlamıştır. Yazarımız birey olabilmenin sancısını, toplumdan kopuşu, bireysel arzuların şahlanışını, bireysel arzular ile toplumsal ahlak anlayışının çatışmasını, bir kadının toplum önünde düştüğü çaresizliği okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Açıkçası çok beğendiğim bir okuma olmadı. Sonu hariç heyecandan uzaktı. Kurgu çok hızlı ilerledi. Olay örgüsü özensizdi, Uşaklıgil zaman kronolijisini ortadan kaldırmıştı, kurguda bir anda geçmişteki çok farklı bir olaya dönülebiliyordu.
Fakir bir kız olan, henüz bebekken babasını kaybeden ve hasta annesiyle yaşayan Mazlume'ye konuk oluyoruz. Annesinin ölümüyle ona bir müddet komşuları Rahime Hanım baksa da yaşlı kadının da ölümüyle Mazlume, sokaklarda yaşamaya ve dilencilik yapmaya başlar. Dilenirken burada onu Mihriban görür ve ona acıyarak evine götürür. Bu evde Mihriban, kızı İkbal ile yaşar ve geçimlerini fuhuştan sağlarlar. Bu fuhuş olayları sırasında zengin ve iyi bir ailenin çocuğu olan İhsan, İkbal'e aşık olur. İhsan'ın annesi bu ilişkiye izin vermez. İkbal bu umutsuz hayatı ve aşkı yüzünden hastalanır. Öte yandan Mazlume, evdeki fuhuş hayatını görünce hayrete kapılır. İhsan da İkbal'in hastalığına çözüm bulamazken, genç kızla birlikte içi kararır. Bir gece Mazlume'yi gördüğünde, İhsan ona aşık olduğuna karar verir ve Mazlume'ye yaklaşır. İkbal de bu haberlerden sonra hayatını kaybeder. İhsan'ın annesi de ölür. İhsan bu iki ölüm yüzünden kendini suçlamaktadır ve Mazlume ile araları gün geçtikçe açılır. İçmeye başlar. Mazlume ise hamiledir. Bunu İhsan'a açıkladığında, İhsan Mazlume'ye inanmaz. Bunun üzerine sinirlenen Mazlume, kendini kaçınılmaz bir sonun başlangıcında bulur.