Kuşların bizim için bir anlamı özgürlük değil miydi? Bu kuş ne yapmaya çalışıyor?
Kendini toplumdan soyutlamış ve yaşamanın inceliklerini anlamaya çalışan bir martıdan bahsediyor.
“Öylesine değil, İnce ince işleyerek deneyimlemek gerekir gerçek yaşamı”
Soyutlanmışlık üzerindeki negatif algıları yıkınca, faydalı da sayılacak işler yapmasını sağlayabilir kişinin.
Ailesinden gördüğü tepki de aslında “Sen bunu yine yap ama hobi olarak yap.” diyen klasik ebeveynlerin sanatçı kişilere olan kaygılı yaklaşımını hatırlattı bana.
Sıradanlaşma kaygısını bu denli temiz işlemeleri düşünsel süreçleri net ve anlaşılır bir şekilde okuyucuya aktarması kitabın en güçlü yanlarından biri.
Cennet Kavramını işleyişi, ve milyonlarca martının içinden sadece küçük bir topluluğun ulaşabildiği bir yerde olması. Bana ölümden sonraki hayatta dünya yaşantısını sorgulayan ve anlam arayan bir sanatçı gibi geçti.
Sistemin içinde sisteme ait olamayacak zihinlerin dışlanıp bir bütün halinde karşı duracak şekilde birleştiği bölümler, toplum normlarına uymayan davranışları olan kişilerin direnişi gibiydi. ve karşı koyan gelenekçi kişilerin bile aslında gizli bir hayranlıkla cesaretlerini kıskandığını hissettiriyor.
Bitişinde tatlı bir tebessüm ile birlikte bir miktar overthink perileri bıkrakıyor. Ufak bir yolculukta okunacak tatlı bir kitap. Martı / Jonathan Livingston DeğerlendirmeleriRichard BachEyüpcan TİMUR