Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı romanında idamın vahşiliği ve insan psikolojisi üzerindeki etkisi işlenmiş. Bu romanda özellikle giyotin ön plana çıkıyor. Giyotin, en çok Fransa’da, özellikle Fransız Devrimi (1789) sırasında ve sonrasında yaygın olarak kullanılmış.
İdam yönteminin kullanılmasındaki gerekçe romanda şöyle açıklanıyor:
“Yargılayanlar ve mahkum edenler ölüm cezasının, toplumdan kendisine zarar veren ve daha sonra da zarar verebilecek olan birini uzaklaştırmanın önemi nedeniyle gerekli olduğunu söylüyor. Sadece bu söz konusu olsaydı, müebbet hapis cezası yetecekti. Öldürmek neye yarar? Hapishaneden kaçılabileceğini söyleyerek itiraz edeceksiniz, öyle değil mi? Nöbetçileriniz görevlerini iyi yapsınlar. Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz.” Şeklinde bir düşünce ortaya koyuyor tabi ki bu konu tartışılır.
Romanın bizi üzerinde durup düşünmeye sevk ettiği nokta şurası: Bir insan kötü bir ortamda,kötü bir aileye doğduğu zaman onun da bu kötülükleri üzerine bir gömlek gibi giyinmesinin onun suçu olmadığını, dolayısıyla ileride yaptığı hatalar ve suçların sorumluluğunun ona ait olmadığını ifade ediyor. Ve ekliyor; Söz konusu bu idamın yapıldığı zaman sadece o kişinin hayattan koparılmadığı aynı zamanda; oğullarının ölümüyle birlikte yaşlı anne ve babasının da bu evlat acısıyla hayatlarının kısaldığı,geride kalan eşinin ve çocuklarının da sürüneceğini çile çekeceğini belirtiyor. Tek kişinin ölümünün aslında birden fazla kişiyi öldürdüğü üzerinde duruyor.
Kahramanının zindanda kalması nedeniyle geçirdiği değişimden dolayı küçük kızı Marie ile son kez konuştuğunda çocuğunun onu tanımaması ve babasının öldüğünü söylemesi üzerine kahramanımız;
“Ne yazık! Dünyada sadece bir tek varlığı sevmek onu bütün kalbinle sevmek ve karşınızda durup size bakar cevap verir, konuşurken sizi tanımadığını fark etmek! Sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak.”
İçinde yaşamak debelenirken artık ölümden korkmayıp ona razı geliyor. Ölümün son kertesine kadar öleyim de yeterki türlü işkencelere maruz kalamayayım,ölene kadar kürek çekmek mi? Asla. Ölsem daha iyi diyen kahraman, o ölümün soğukluğunu, yakınlığını, ensesinde hissetmeye başlayınca ve ölüm vakti gelip çatınca;ölene kadar kürek çekmeye razıyım,yeter ki beni bu dünyanın havasından,suyundan,seslerinden mahrum bırakmayın. Ne olur öldürmeyin! İdam etmeyin! Böyledir, insan kendi ölümünü,ölebileceğini asla düşünmez. Ölüm en son ihtimaldir ve kendine hep uzaktır insanın. Taki ölüm gelip kapıyı çalana dek,o zamana kadar kimse ölüm kavramının karanlığını hissedemez.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo