·352 syf.····Okunma: 10 Mart 2025 00:30 Bir yolculuğa çıkarsın ve hayatın değişir. Bir kitap alıp, okursun sen değişirsin. İsmi “Dokunmadan” olan bu kitap; isminin aksine hayatıma, zihnime, kalbime öylesine dokunarak geçti ve gitti ki.. alıntılamaya doyamadığım cümleleri hala yüreğimin içinde yankılanıyor.
İki gündür kitapla birlikte duygudan duyguya sürüklenmem de bu yüzden belki önce bu kitaba başladığım sabah okula giderken “ölüm” düşüncesi soğuk bir rüzgar gibi çarptı yüzüme. Halbuki ölümü çok sık anan bir insan değildim.. Sonra yüreğime umut oldu Adaletin iyileşmesi ölümü unutup kendimi ilk kez işlediğim günahın peşine düşerken buldum.
Beni duygudan duyguya sürükleyen tüm düşünceleri bir bavula sığdırıp Adaletle tren yolculuğuna cıktık sonra. Aşka, sevilebileceğine dair olan umutsuzluğu ne kadar güçlüyse benimki de öyleydi aslında. İyi bir yol arkadaşı olduk derken Sadi Seber çıktı Adaletin karşısına. Aslında hikayenin en başından beri oradaydı! Oradaydı ve ilk andan beri Adalete sadece bakmamıştı onun gözlerinden yüreğinin içini görebilmişti ki bence aşkın tanımı buydu. Burada yollarımız ayrıldı Adaletle ama giderken bile bir gün beni de olduğum gibi sevecek bir adam çıkacak umudunu kalbimin ortasına yerleştirip gitti.
Sonraki durağı belki de “son” durağı ama ilk günahı olan Mahsunla yüzleşmeye gelmişti sıra..
sonrasını söyleyemem, sonrası içinize “DOKUNUR”…
Dönüp dönüp okuyacağım bu incelememi kitabın şu sözleriyle bitireyim ki unutmayayım istiyorum ;
“Zamana ve sancıya dayanmanın en basit yolu sonunda muhakkak geçeceğini unutmamak. Evet her şey geçiyor. Sevmek bile, acı çekmek bile, kanamak bile, yaşamak bile, dünya bile, azalmayı dahi beklemeden bitiveriyor. Ağrı diniyor. Bir hayatım daha olsa acıdan korkmadan yaşardım onu!”
Yaşa Behiye. Korkmadan yaşa.