Feminist yazar Onur Bütün 11 hikayeden oluşan hikaye kitabında, anlatmaya değer bulduğu hikayeleri kaleme almış.Kitabın bir önsözü olmadığı için hikayelerin kurgu mu yoksa gözlem mi olduğunu anlama şansım olmadı. Bu yüzden kendi tahminlerim üzerinde hikayeleri inceleyeceğim.
Kitap, Serbesti, Kör Noktalar, Çıkış Kapıları ve Sınırlar adı altında dört başlıkta toplanmış. Hikayeler çoğunlukla kentli kadınları ele alsa da. Çıkış Kapıları ve Sınırlar başlığı altındaki hikayelerde Rojava'siz bir Suriyeyi de, gözlem olduğunu düşündüğüm hikayeler kaleme almış. Hikâyelerde dolaylı anlatım, metafor, imge, ironi olmadan son derece sade bir şekilde kurgulanmış. Modern kadının erkek egemen yaşamindaki yaşadığı zorlukları anlatırken bir yandanda Yaman gibi süper ideal bir karakter ortaya koyuyor. Kadının erkek egemen yaşaminin zaten derinliklerine inmeden neden böyle bir ideal karakterin göz kırptı hiç anlamadım. Varsa süper gizli çok eleştirel bir mesaj ben anlamadım. 121 Numaralı Çadır hikayesinde nedense durum hikayesi yazmayı tercih etmiş. Savaş halindeki bir halkın mülteci kampında iki kadın fahişelik yapıyorsa . Buradaki erkek egemenliğini yaratığı savaşın mağduru küçük erkeğin kadın bedeni üzerinde kurduğu tahakkümü göz ardı ederek. Sanki kadının içinde zaten bu fahişelik varmış gibi sade sade anlatması hangi feminizm acaba?
Türkiye de 20 milyon Kürt yaşadığını varsayarsak l, ki her hangi bir resmi veri olmadığı için tahmini rakamları söylemek zorundayiz. Bunun yarısı kadın ise Türkiye de 10 milyon Kürt kadın yaşıyor. Hiç bir tanesinin mi anlatmaya değer bir hikayesi yok muydu ki yazar bir tane bile Kürt kadıni hikayesi yazmamış.
İlhamını alıp Suriye sınırına, orada - savaşta- yaşananları anlatırken Daîş in günlerce esir alma, tecavüz, alıkoyma, satma, ölüme maruz kalan Êzîdî Kürt kadının bir tane hikayesinin olmamasiıni hangi feminizme dahil edeceğiz acaba?
Onur Bütün Feminizmi için şunu diyebiliriz.
BÜTÜN KADINLAR KIZKARDEŞTİR, KÜRT KADINI HARİÇ.
Potansiyel adlı hikâyeye de ayrıca değinmek istiyorum. Sol üst köşede Alan "Kurdî ve Galip Kurdi ye " diye yazmış. Hikayde ne Alan, ne Kürt, nede Alan in deniz kıyısina vurulmuş bedeni var. Bir apartman dairesinde yaşayan mülteci bir veya bir kaç ailenin balkondan görünen yaşam hikayesi var ve bir buçuk sayfalik hikayede üç kez Arapça konuşuyorlardi demiş. Tamda bu hikaye de mültecilere iyilik yaptılari için endişeli olduğunu dile getiriyor. ( #268229256) ALAN'IN DENİZ KIYISINA VURMUŞ BEDENİ SENİN BEDENİNE NASIL BİR ENDİŞE YARATTI Kİ DARBELİ MATKAP OLDU.