6/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 00:17
24 Nisan'a yaklaşmışken Ermeni tehciri ile ilgili konular yeniden ilgimi çekti. Elimde bekleyen kitapları biraz eritmek istedim. Kaynak Yayınları'nın "Soykırım" iddialarını çürütmek için yaptığı birçok çalışma vardır. Özellikle Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek Rusça'dan birçok eseri dilimize kazandırılmasında öncü olmuştur. Kurtuluş Savaşı sürerince yaklaşık 30 aylık bir Taşnak hükümeti kurulmuştur. Ermeni milliyetçilerin bağımsız bir devlet kurmak için İngiltere'den, Almanya'da ve Çarlık Rusya'sından aldığı destekler ortadadır. Osmanlı Bankası baskını, II. Abdülhamid suikastı ile başlayan terör dalgası maalesef Anadolu'ya yayıldı. 1915 yılına giden süreci bir türlü objektif bir şekilde araştırıp, konuşamadık yüz yıldır. Ermeniler 850 yıl boyunca Anadolu'da beraber yaşadığı Türklerle ve Kürtlerle neden böyle bir mücadeleye girdi. Balkanlarda yaşanan büyük hezimetler ve Milliyetçilik dalgası Osmanlı devletindeki azınlıkların ve Müslüman olmayan tebaaların bağımsızlık duygusunu ateşlemiştir. İkinci Meşrutiyete kadar İttihat Terakki, Prens Sabahattin gibi taraflarla Taşnaklar beraber çalışmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme döneminde Ermenilerin göreceli zenginlikleri ve imparatorluk vergileriyle yaşadıkları anlaşmazlıklar nedeniyle hedef olarak görüldükleri düşünülebilir. 1800'lü yılların sonundan itibaren yaşanan birçok isyan olmuştur. Zeytun, Maraş, Van, Adana ve İstanbul gibi birçok yerde karşılıklı şiddet olayları yaşanmışken İttihat Terakki neden 1915 yılına kadar bekledi diye bir soru sorulabilir? Evet Müslüman tebaanın duyguları kabartılarak Ermenilere karşı şiddet uygulanmıştır. Ve katliamlar yaşanmıştır. Yabancı hükümetler tarafından kullanılan, finanse edilen ve silahlandırılan Ermeniler'de Anadolu'da Müslümanlara katliam yapmıştır. İşte bu kitapta Sovyet tarihçisi olan Ermeni Lalayan Taşnak partisinin gerçek emellerini anlatmıştır. Fakat şahsi görüşüm burada olaya Bolşevik Devrimi tarafından bakılıyor. Çünkü Çarlık Rusya'sı Ermenilerin bağımsızlık mücadelesini desteklerken, Bolşevik hükümeti desteklemiyordu ve Taşnak Partisi Rusya'da karşı devrimci olarak faaliyetlerde bulunmuştur. Velhasıl kelam; Ermenilerin bu coğrafyadaki etkisini görmezden gelmemek lazım. Aynı dili konuştuğumuz, aynı yemekleri yediğimiz, aynı kültürle ve komşuluk bağlarıyla yaşadığımız bir milletle 100 yıldır barışamıyoruz. Halbuki o kadar çok ihtiyacımız var ki; bu coğrafyada barışmaya ve farklılıklarımızı doyasıya yaşamaya. Son olarak 2010 yılında Nişanyan ve Halaçoğlu arasındaki tartışmanın linkini de paylaşmak istiyorum. youtube.com/watch?v=0xkrrYs...
Tarih
Taşnak Partisi'nin Karşıdevrimci RolüA. A. Lalayan · Kaynak Yayınları · 20127 okunma
·
1.609 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel bir inceleme olmuş, tebrik ederim. Ezberleri bir kenara bırakarak üzerinde çokça konuşulması gereken bir konu Ermeni meselesi. Kardeşlik bağlarımızın yeniden sağlamlaşmasını diliyorum, çünkü her birimiz kendi renklerimizle bir araya geldiğimizde daha güzeliz. Yarın ilk işim videoyu izlemek olacak, Sevan Hocam ne kadar gençmiş 🥹
Murattgenstein
Gönderi Sahibi
Ben Zeytinburnu'nda doğdum, büyüdüm ve hâlâ yaşıyorum. Ermeni ve Rum cemaatinin en yoğun olduğu yerlerden biriydi burası. Bugün hâlâ Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi ve Balıklı Rum Hastanesi hizmet vermeye devam ediyor. Hastaneye gittiğinde Ermeni ve Rum doktorları görebiliyorsun. Zeytinburnu'nda Balıklı semti var meşhur. Balıklı Ermeni Mezarlığı, İstanbul'un en eski ve en büyük Ermeni Mezarlığı olarak Kanuni Sultan Süleyman'ın hüküm sürdüğü 1554 yılında şer-i devir yazısıyla Ermeni Cemaati mülküne devredilmiş bir yer. Mezarlığa, eskiden beri Samatya, Narlıkapı, Kumkapı, Yenikapı ve Gedikpaşa Ermenileri gömülüyor. Balıklı semti adını, Rumlarca kutsal sayılan ve içinde balıklar yaşayan bir ayazmadan almaktadır. Bu ayazma, semtteki Rum kilisesinin avlusunda korunarak günümüze değin ulaşmıştır. Balıklı günümüzde Müslüman, Rum ve Ermeni cemaatlerine ait çok sayıda mezarlık ve ibadethanenin bir arada bulunduğu bir yer. Velhasıl kelam, 500 yıldır sadece benim yaşadığım yerde böyle kadim bir cemaat var. İnsanlar birbirinin hastasını tedavi etmiş, birbirinin cenazesini kaldırmış, taziyesine gitmiş, aynı sıralarda okumuş, aynı sofrayı paylaşmış, yediğimiz yemeklerin adı farklı olsa da tadı aynı. Türkiye bu insanların yokluğundan çok şey kaybetti bence. Hafızasını, bilgi birikimini ve kültürünü kaybetti. Geriye yavan bir milliyetçilik ve şovenizm kaldı maalesef.
Murattgenstein Maalesef o kadar haklısın ki. Şuraya yazdığın bir kaç cümle bile ne kadar köklü bağlarımızın olduğunu ve eskiden aramızda ne kadar samimi duyguların olduğunu gösteriyor. Ne güzel dünler kalmış geride. Geldiğimiz noktaya bakınca yoz bir kültür elimizdeki