Ben Zeytinburnu'nda doğdum, büyüdüm ve hâlâ yaşıyorum. Ermeni ve Rum cemaatinin en yoğun olduğu yerlerden biriydi burası. Bugün hâlâ Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi ve Balıklı Rum Hastanesi hizmet vermeye devam ediyor. Hastaneye gittiğinde Ermeni ve Rum doktorları görebiliyorsun. Zeytinburnu'nda Balıklı semti var meşhur. Balıklı Ermeni Mezarlığı, İstanbul'un en eski ve en büyük Ermeni Mezarlığı olarak Kanuni Sultan Süleyman'ın hüküm sürdüğü 1554 yılında şer-i devir yazısıyla Ermeni Cemaati mülküne devredilmiş bir yer. Mezarlığa, eskiden beri Samatya, Narlıkapı, Kumkapı, Yenikapı ve Gedikpaşa Ermenileri gömülüyor. Balıklı semti adını, Rumlarca kutsal sayılan ve içinde balıklar yaşayan bir ayazmadan almaktadır. Bu ayazma, semtteki Rum kilisesinin avlusunda korunarak günümüze değin ulaşmıştır. Balıklı günümüzde Müslüman, Rum ve Ermeni cemaatlerine ait çok sayıda mezarlık ve ibadethanenin bir arada bulunduğu bir yer. Velhasıl kelam, 500 yıldır sadece benim yaşadığım yerde böyle kadim bir cemaat var. İnsanlar birbirinin hastasını tedavi etmiş, birbirinin cenazesini kaldırmış, taziyesine gitmiş, aynı sıralarda okumuş, aynı sofrayı paylaşmış, yediğimiz yemeklerin adı farklı olsa da tadı aynı. Türkiye bu insanların yokluğundan çok şey kaybetti bence. Hafızasını, bilgi birikimini ve kültürünü kaybetti. Geriye yavan bir milliyetçilik ve şovenizm kaldı maalesef.