On İkinci Gece alışıldık Shakespeare oyunlarının birçok özelliğini barındıran bir komedya olmakla birlikte; sanki tuzu, biberi katılmamış gibi bir tatsızlık, bir eksiklik barındırıyor lezzetinde. On İkinci Gece'nin ruhu yok! Ya da bana görünmedi hazret...
Yine kılık değiştirmeler, sevenler ve onu seveni sevmeyenler, lordlar, dükler, soytarılar, dalavereciler... Ve Shakespeare komedyalarının olmazsa olmazı: aşk! Evet, Shakespeare komedyalarını nedense aşk üzerinden oluşturuyor. Sanırım aşk, komik bir şey! Aslına bakılırsa tragedyalarının dayandığı temel de genellikle aşk ama ya neyse! Üstat aşkı komedi, yahut da dram olarak algılamayı seviyor demek ki!
Oyunumuza bir Shakespeare eseri olarak bakarsak cılızlığını fark ederiz, fakat imza kısmındaki Shakespeare ismini görmezden gelebilirsek ortalamanın üzerinde bir metin olduğu hissiyle eğlenebiliriz. Shakespeare amca bizi üst düzey oyunlarla hep zirvelerde dolaştırdığı için; sanki aceleye gelmiş gibi olan böyle eserlerini okuduğumuzda şaşırmaktan kendimizi alamıyoruz. Üstadın ismine inancımız azalıyor, beklentimiz sakatlanıyor. Umudumuzun kırılması gibi büyük depremler yaşamasak da Karacaoğlan mısralarındaki ince esprilere kaçasımız geliyor gülümsemek için.
Bu cümlelerim de öyle bir Shakespeare karalaması oldu ki; On İkinci Gece kadar yüzeysel olmalarının yanında, karalamak sözcüğünün iki manasınını da karşılıyor sanırım. Hayat sizi seveceğiniz Shakespeare oyunlarıyla karşılaştırsın efendim.
Kitapla ve sağlıcakla kalın...
A.Kadir UYSAL - 14.03.2025
İş
William ShakespeareOn İkinci Gece