Gönderi

Spoiler İçerir. Uzun Bir İnceleme Oldu
6/10
·128 syf.··
2025 16. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 19:52
Evet... Aslında bu kitabı okumak gibi bir hedefim yoktu. Bugün arkadaşımla birlikte başka bir kitaba başlayacaktık ancak onun okumasının bitmesini beklerken ben de boş bulunmayayım dedim ve uzun zamandır okunmayı bekleyen o popüler klasiği okumak istedim. Öncelikle okurken notlar filan aldım ama pek de işe yaramadı. Çünkü kitap beni yordu. Yazarın hayatı kısmı haricindeki yaklaşık 115 sayfayı 7-8 saatte anca bitirebilirdim. Onda da aralar vermek zorunda kaldım. Eh, kitabın ağır olduğunu biliyordum. Yani çıtır çerezlik olsun gibi bir amacım olmamıştı. Ama bir günde bitirmek istediğim ve yarına kalsa okumakta daha çok zorlanacağım için bugün tamamen okumak istedim ve bitirirken de kendimi gerçekten yorgun hissettim. Kitapta koca bir kelime vardı, üstüme üstüme gelen bir kelime: O da tabii ki "korku" kelimesi idi. Aslında bana göre tüm süreci oluşturan duygunun da ta kendisiydi. Baş karakter her şeyden ama her şeyden korkuyor. Çocukluk yaşından itibaren kendisini ifade edemiyor. Edemediği gibi bir şeyleri reddetme ve istemek doğrultusunda da kabul etmekten yoksun büyümüş. Evet ya da hayır: Bu iki cevabın ne getireceğini bilmiyor. Neyi isteyip istemediğini kendisi bile bilmiyor. Çevreyi tanıyamadığı gibi kendisini de tanıyamıyor. Suskunluk veya konuşkanlık. Ne anlam ifade ediyor, önemli kılmıyor. Kılmıyor çünkü sonuç ne olursa olsun ona anlamsız geliyor. İnsan ilişkilerini manasız buluyor. Toplumsal düzeni kavramak kendisine işkence gibi geliyor. Manasızlığın altında yatan sebebi tam sorgulamıyor ancak sorgulaması için de geçerli bir neden bulmuyor. Bu noktada diğer bireyler gibi davranmakta zorluk çekiyor. Dediğim gibi düşüncelerinde manasızlık ve bağlam kopması yaşadığı için bu tuhaf durumunu örtme içerisinde oluyor. Panikliyor. Korkuyor. Çünkü karakteri ele geçiren duygu korkunun ta kendisi. Hâl böyle olunca içsel vaziyetini tamamen soyutluyor. Gizliyor. Ancak bu duruma - içteki buhrana - insanlar tarafından erişilmesini de istemiyor. Zira yine korkuyor. Bilinmezlik ve manasızlık dünyasında benliği yetersiz geldiği için... Karşı koyacak gücü bulamıyor... Eh bu noktada da dış vaziyeti devreye giriyor ve içini korumak amacıyla çevreye sahtecilik oynuyor. Hâl ve davranışlarına bir tür maske takıyor. Yani kendi deneyimi ile soytarı oluyor. Bu soytarı ile toplumda memnuniyet etkisi yaratıyor ve baktı ki bu kendisine zarar vermiyor, yetişkinlikte de aynısını uygulamaya devam ediyor. Toplumdan, iyiden, cennetten, cehennemden, aşktan, sevgiden korkuyor. Çünkü bilmiyor. Ardında yatanın ne olduğunu görse bile yine korkuyor. Umudu yok. Olmadı gibi de çabası da yok. Ne istediğinden emin değil. Yetersiz. Özgüvensiz. Mutsuz. Sevmiyor. Sevmek istemiyor. Sevildiği zaman endişe duyuyor. Erdemli bir davranışı kendisine yakıştıramıyor. Zira erdemli ve başarılı olursa, üzerine bir yük ve çevre bakışları binecek. İşte o zaman da bundan kurtulmak istiyor ve bir şekilde çevresinin dikkatini dağıtıyor. Yani soytarıcılık oynuyor ve korkusundaki bariz etkiyi insanların görmesine engel oluyor. ~ Eğer onu korku, anksiyete, depresiflik yönetmeseydi ve şayet öfkeli birisi olsaydı büyük ihtimalle psikopat veya sosyopat olurdu. Çünkü araştırdığım vakalarda bu tarz durumlar mevcut. (Psikolog filan değilim. Sadece bazı konulara meraklı birisiyim) Hatta karakterin durumundan da mevcut. Yani öfke yönetimini "bilinmezliği yok etme" veya "travmalarda kalınmış kişileri silme" şeklinde kontrol edebilirdi. Ama öyle değil. Aksine karakterimiz çevreye zarar vermiyor. Dokunmuyor. Vermediği gibi de verene de karışmıyor. Kayıtsız yani. Psikolog filan değilim ama bana kalırsa biraz olsun genetik yatkınlıktan gelen bir psikolojik rahatsızlığa sahipti. Çünkü hizmetçiler tarafından uğradığı istismar, aile içindeki ifade yoksunluğu, arkadaş çevresi ile bataklığa düşme, kadınlarla ilgili deneyimleri dışında mükemmel bir ıstırap çekiyor. Kendi yolunu çizmek istemiyor. Çünkü dediğim gibi bunlarla başa çıkmak için bir hedef bulmuyor. Yüzleşmek istemiyor. O haliyle toplum içinde soytarı olmayı kabul ediyor ve bu soytarı rolünü de şakacılığa vurarak açığa çıkarıyor. Yani hem iyi taraftan hem de kötü taraftan korkan birisi olarak seçtiği yol kötü oluyor. Çünkü iyi yerde kendisini güvende hissetmiyor. Kötüyü seçtiğinde ise rol yapmak zorunda kalıyor. Haliyle şakacı kısımları ile bir nevi yüklerinden kurtuluyor. ~ Umarım demek istediklerim anlaşılmıştır. Biraz karışık oldu biliyorum ama bu kitabı okurken hissettiğim tek şey rahatsızlık duygusuydu. Bu yüzden zaten 6 puan verdim. Yani bir şeyler evet, var ama o şeyler öyle iç içe geçmiş ki nereden tutsan ayrı bir ziyan. Kitap bana bir şey katmadı. Hayatımda asla intihar etmiş, etmeyi düşünen veya buhranlı insanlara saygısızlık etmem. Altında yatan sebepleri öğrenmedikçe yargılamam. Yumuşak huylu olurum. Yani eleştirimi yaparken yazara saygılı olacağım. Çalışacağım ya da. Ancak; Bunlardan bağımsız bu kitap bana bir şey katmadı. Ne Raskolnikov'un dinsizlikten aşkı sayesinde dine yönelmesi, ne de Gregor Samsa'nın mutlak hazin sonu kadar etkileyiciydi kurgu. Kitapta aşağılama ve aşağılık hissetmek dışında bir şey yoktu. Abartı buldum ben. Zaten okurken bitsin diye çırpındım durdum. Altını çizecek yerlerim vardı ama ona bile uğraşasım gelmedi. Bu yüzden günün yarısını baş ağrısı ile geçirdim. Yani kısacası pek önerim değil. Daha iyi yazarların olduğunu düşünüyorum. (Eğer bildiğiniz varsa önerebilirsiniz...)
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
··
320 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yorumlarına katılıyorum, kelimesi kelimesine. Ben de senin gibi genetik bir durum olabileceğini düşünüyorum bunun yanı sıra da ailesinin de bu durumda biri olmasında katkısının olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz anne rahmine düştüğümüz andan itibaren çevreden gelen her şeyi benliğimize kaydediyoruz. Bu korkusunun altında yatan nedenlerden biri de önce aile içerisindeki yaşantısıdır diye düşünüyorum. Gerçekten sevilmeyen çocuklar, özgüveni kırılmış çocuklar, kendi başına bırakılmış çocuklar her şeyden korkarlar. Ebeveynlerin gelecekte olacağımız kişide çok büyük katkıları var olumlu ya da olumsuz. İntihar eğiliminin de soydan geldiğini düşünüyorum. Bence anne tarafından birilerinde bu egilimde birileri vardır. (Araştırılmasını öneriyorum jxjsjsjsn) (Yine bildiğim bazı vakalardan örnekle, soyda intihar girişimi veya intihar varsa gelecek kuşakta da olabiliyor) Kitabı bitirdiğimde ben de kısa bir inceleme yazacağım 👉🏻👈🏻 sen zaten çoğu şeyi söylemişsin belki birkaç şey ekleyebilirim bitirdiğimde bakalım.
Pınar
Gönderi Sahibi
İncelemeni merakla bekliyorum:) öte yandan karakterde anlam kaygısı olduğunu da düşünüyorum. Bununla birlikte kendisinin hayat tarzı gereği de kötüye sürüklendiğini... Kitabın sonundaki yazarın özet hayatını okudum ve karakteriyle baya bir benzerliği var. Ne diyeyim, ben umduğum beklentiyi bulamadım. Umarım sen sıkılmadan okursun ❤️