"Atlıyı atından indirecek kudrettteki kalem sahibi" Atsız'ın belki de edebiyatımızdaki ilk post-modern roman olma özelliğini taşıyan bu eserini üçüncü defa okuyorum. Ömrüm olursa önümüzdeki yıllarda tekrar okuyacağım. Benim gözümde bir şaheserdir. İdeolojik tartışmaları bir kenara bırakıp sırf edebi kimliği ile bakılırsa evet, Ruh Adam bir şaheserdir. Daha iyi anlamak için hemen ardından Metin Savaş'ın Sevda Gibi Bir Gizli Emel kitabı çok açıklayıcı olacaktır. Ruh Adam'ı her okuyuşumda yeni şeyler gözüme çarpıyor. Bu kez de annelik konusu dikkatimi çekti. En belirgin özelliği sertlik ve katiyen taviz vermemek olan Atsız, büyük mahkemede gelmiş geçmiş tüm insanlar hatta melekler tarafından bile cezalandırılması istenen Pusat için cılız ve merhameti tek bir sesin, annesinin sesinin "Merhamet!" diye inlediğini belirtir. Bundan anne motifinin onun gözünde melekten bile üstün olduğu anlaşılır. 70 yaşında kimseye eyvallah etmeyip sırf düşünce suçundan hapse yürüyecek kadar dik olan bir adamın kaleminden annelik vasfının bu kadar yüce bir konumda tutulması...