3 sene önce ilk kez bu kitabı elime aldığımda okudum, eğlendim ve hoş bir gösteri seyretmişçesine yoluma devam ettim. Tıpkı yazarın bahsettiği gibi eğlenceyi amaç edindiğim zaman dilimindeydi. İkinci kez elime aldığım kitabın bu denli yoğun bir etki bırakacağını bilmeden okumaya başladım ve keyifle yudumladım.
Zaman dilimi yok, para yok, teknoloji, maddeye değer ve hatta alfabe yok. Bütün maddesellikten uzaklar. Yanındakini anlamak için konuşmaya gerek yok yalnızca yüreklerini dinlemek yeterli onlar için. ”Gerçek insanlar, sesin var oluş nedeni olarak konuşmayı görmezler. Konuşmak yürek ve akılla yapılır. Ses, konuşma amaçlı olduğu zaman ortaya dökülenler boş sözlerdir, ruhsal içerikli olmazlar.” Diyor yazar. Anlatmak isteneni bir çırpıda döküveriyor da. Hayvanlara, bitkilere ve tüm evrene ayrı ayrı sonsuz saygı ve şükran sunan bu insanlar öylesine etkileyici ki! Yaşam biçimlerini ilkel, yabanıl olarak nitelendirip eğitilmesi gerek denilen Aborjinlerin doğanın her zerresine hakim olması ve özfarkındalıkları inanılmaz. Üstelik onları tanıdıkça asıl eğitime ihtiyacı olan kişilerin onlar değil birebir bizler olduğu kanısındayım. Yazarın üslubu öylesine etkili ve anlaşılır ki mesaj duyulmak istendiği müddetçe duyulmamasına imkan yok.