Hayaletlerim kitabı anne kız ilişkileri üzerinden ilerleyen bir roman. Anlatıcı Birget, artık kırklı yaşlarına gelmiş bir akademisyen. Annesi ile ömrü boyunca sağlıklı bir ilişkisi olmamış. Baba zaten duyarsız, sorumsuz ve çocuklar büyürken varlığı ortada olmayan bir karakter. Anne son derece bencil. Hal böyle olunca, anne ve baba Birget için sadece bir sızı olarak yer alıyor ve ilerlemiş yaşlarına rağmen annesi ile hâlâ sağlıklı bir ilişki kurmakta zorlanıyor.
Çok gerçekçi ve açık bir şekilde yazılmış olmasını sevdim. Çünkü hâlâ ebeveynlik dünyası bir kutsalmış gibi korunuyor. Ancak açıkça korkmadan konuşulması yaralarımıza daha iyi gelmez mi? Dünyaya ilk geldiğimizde kurulan bu bağ, en başından sorunlu ise bir ömür düzelmesi zor olduğu gibi genelde çocuk tarafından kocaman bir vicdan azabı olarak ömür boyu taşınıyor.
Konu bir yandan zor, bir yandan herkese ufak yada büyük değecek bir konu. Ama yazarın bunu çok soğuk şekilde iletmesi, bana duygu olarak değemedi maalesef. Bu konuda bir kitap arıyorsanız bence eliniz ilk Magda Szabo’nun Iza’nın Şarkısı’na gitmeli.