Harika bir roman olmanın ucundan dönmüş bir romanla buradayım. Son düşüncemi başta söyleyivereyim.
Bir ömrün bir romana sığdırılmasını her zaman çok sevmişimdir. Bu roman da ana karakterimiz Roland’ın çocukluğundan yaşlılığına kadar uzanan hayatını takip ediyor ve onun bireysel ve duygusal dünyasına derinlemesine bir bakış sunuyor. Roland, sorgulayan, duyarlı fakat genel olarak edilgen bir karakter. Küçük yaşta bir müzik öğretmeni tarafından istismar edilmesi, hayatı boyunca kimlik, güç ilişkileri ve duygusal bağları üzerinde etkili oluyor. Aile dinamikleri ve bu travmatik deneyim, yetişkinliğinde ilişki kurma biçimlerini şekillendiriyor. Hayatının en büyük kırılma noktalarından biri, eşinin kendisini ve yedi aylık oğlunu terk etmesi. Roman da bu noktadan başlıyor ve pek tabii hafızanın kollarını sıvayıp işe girişmesiyle geçmiş ortaya dökülmeye başlıyor. Roman boyunca Roland’ın hayatı, 20. yüzyılın ikinci yarısındaki önemli tarihsel olaylarla paralel ilerliyor.
Bu iki yönlü bakışta (bireysel ve toplumsal) tarihsel akışın karakterin hayatına etkisinin çok güçlü yansıtılamadığını, ama böyle bir gayretin de kendisini hep hissettirdiğini ve bu yüzden çiğ durduğunu düşündüm. Roland’ın pasif tanıklığına itirazım olmamakla birlikte, zorlanmış gibi hissettirdi. Hikâye anlatıcılığında bu, beni anlatının akışından, hikâyenin gerçekliğinden koparan bir duygu. Dağınık ve dağınıklığını toparlamaya uğraşmamış gibi. Yine yer yer anlatının kendi kendini boğduğu pasajlar var. Fazlalıklarından sıyrılamamış. Bir kere daha gözden geçirip o dağınıklıkları toparlasaymış dedirtti bana. Sanki o zaman işte harika bir roman olacakmış.
Neyse, olduğu hâliyle de okunmaya değer. Temel izleğimiz, hayat boyunca alınan “dersler”, dünyayı algılayış ve yaşayış biçimi, seçilenler, seçilmeyenler, güç dengeleri, asla bitmeyen bir kimlik inşası ve hayatın kendisi bir yerde.
“Hayat başa gelen şeydir,” diyor Roland. Eh, biraz öyledir, doğru. Ama biraz da kendi irademizle inşa ettiğimiz şeydir hayat… Haddizatında, bu ikisi de birbirinden çok farklı şeyler söylemez.
Çok kapsamlı, katmanlı, derinlikli bir roman. Düşündürten, sorgulatan, birlikte okunsa üzerine konuşturacak… Ben severek okudum ama herkes bayılır da diyemem… Yaş önerimi kademeli bırakayım; +18, +24, +30