Gönderi

10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 00:00
"LÜZUMSUZ ADAM" "Her insandan korkuyorum. Kimdir bu sokakları dolduran adamlar? Bu koca şehir, ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu. Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar? Aklım ermiyor. Birbirini küçük görmeye, boğazlaşmaya, kandırmaya mı? Nasıl birbirinden bu kadar ayrı, birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor?" Yolda yürürken, otobüste, vapurda yanınızda oturan ya da bir bankta otururken gördüğünüz birini sesinizle yorumladığınız oldu mu? Bakışından, yürüyüşünden, göz renginden, kıyafetinden veya yüz ifadesinden anlam çıkardığınız oldu mu? Peki tanımadığınız birisine kendinizce anlam yüklediğiniz oldu mu? Mutlu mu, kırgın mı, hasta mı, yaralı mı, üzgün mü? Bu gibi sorulara cevap aradınız mı? Türk Edebiyatının önde gelen yazarlarından Sait Faik'in kaleminden çıkmış, derinlikli ve düşündürücü, kısa öykülerle örülü bir hazinedir. Toplumsal normların dışında kalan, kendi dünyasında yaşayan karakterlerin hikâyelerini ele almış. Her biri kendi içinde bir dünya barındıran on dört kısa öykü. Öyküler kısalığına rağmen, derinlikli anlatılarıyla okuyucuyu etkilemeyi başarıyor. Yazar, kendine özgü gözlem gücü ve insan ruhuna olan derin ilgisini yansıtan, insan ilişkilerinin ve yaşamın karmaşıklığının altını çiziyor. İçindeki öykülerde şehir yaşamı, doğa, insanlar arasındaki ilişkiler ve melankoli gibi pek çok tema işlenmiş. Bireyin toplum içindeki yerini sorgulayan, yalnızlık, yabancılaşma, varoluşsal sorgulamalar ve insan ilişkileri gibi temaları işleyen öyküleri yer alıyor. Genellikle şehir insanlarının iç dünyasına konuk oluyor. Kendini büyük şehir hayatının kaosundan, kalabalıklığından, anlamsızlığından, soğukluğundan, yabancılaşmasından bir kenara çekip Burgaz Adası'nda küçük bir eve yerleşmiş küçük insanların, yani sıradan halkın, sıradan hayatına tanıklık ediyoruz. Yazar, sıradan insanların iç dünyalarını büyük bir duyarlılıkla işliyor. Onun karakterleri genellikle melankolik, yaşamın anlamını sorgulayan ve çoğu zaman kaybedenlerdir. Lüzumsuz Adam da bu bağlamda, toplumda kendine yer edinememiş, varlığı ve yokluğu pek de önemsenmeyen insanların öykülerini anlatır. Hayatı, dört sokakla bir çıkmazdan oluşan mahallesinde geçen bir adamın hikâyesi. Mahallesini anlatır bize. Onunla birlikte mahalleyi gezeriz: Sokakları, gittiği kahvedeki Fransızca konuşan Frenk’le Yahudi kırması kadını, kitapçıyı, işkembeciyi, Yahudi kızını, onu tehdit eden marangozu, manavı, pastaneyi; mahallenin gecesini, gündüzünü. Meyhanelerini, gazinolarını da gezeriz bu küçük mahallenin. Meyhanelerin müşterilerini tanırız. “Akşamın olduğunu bizim madamın pastanesinin camlarına dallı bir perde çekilince anlarım. İçerinin tatlı sarı ışığı yanar. İlkin madam yakar elektriğini. Sonra Solomon mumunu diker portakal sandığına. Sonra lakerdacı 300 mumluk ampulünün kordonunu prize geçirir. Siklamen renkli kırmızı soğan kesilince dudak boyası, tırnak cilası güzelliğiyle parlar. Lakerda, şişman, esmer bir Rum kadının kaba ve oyluk etleri gibidir.” İstanbul’un sokakları, kahvehaneleri, balıkçıları ve küçük esnafının betimlendiği, şiirsel dili, karakterlerine duyduğu sevgi, bu kitabı sadece bir hikâye derlemesi olmaktan çıkarıp âdeta insan ruhunun derinliklerine yapılan bir yolculuğa dönüştürür. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Doğan Kitap · 202510,4bin okunma
··
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.