Önyargıma kulak verdim de, diyor ki; Kadri'nin dildeki tavrı Haşim'i severken okşamak. İlk sayfadan bunu hissettirdi. Hassas ruha yazdıklarını başka bir hassas ruh okuyor, diye mi, düşüncesi ile sordum kendime ama bu dil bu düşünceyi doğruluyor. Rahatsız oldum mu? Evet. Haşim'in psikoloğu olsaydı ve onun ağzından dinleseydik daha yerinde bile olabilirdi. Bu konularda aradayım aslında. Yazar ve şairlerin menfi tutum ve huyları yokmuşçasına büyütmek onu kendimizden, insan doğasından fazlaca üste konumlandıracağından sözlerinin başka gezegenlerin bize benzemeyen varlıklarını ilgilendirdiğini düşünürüm. Bunun yanı sıra olumsuzluklarının "özel hayat" sınırları geçilmeden aktarılamayışı ayıp geliyor. Sınırı, dengesi nedir? Cevabı göreceli olabilir bence. Kendimce: bunu bilmemiz gerçekten gerekiyor muydu?