Altımdaki zemin bedenimin bir parçası gibi oldu; soluklarım gittikçe ağırlaşıyor, yavaşlıyor. Uyumak istiyorum; gözlerimi yummak, başımı bu serin, tozlu zemine yaslamak. Dalıp gitmek. Uyanınca, belki otelin banyosunda gördüklerimin bir rüya olduğunu anlarım: musluktan akan, küvetteki kanlı suya karışırken şırıldayan su; küvetin yanından sarkan sol kol; sifon kapağının üzerindeki kanlı ustura - bir gün önce tıraş olurken kullandığım ustura. Ve gözleri; yarı aralık ama ışıksız. Her şeyden çok, bu gözleri unutmak istiyorum.