Puan vermedi·413 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2021 00:46 Cengiz Aytmatov’un kalemini her kitabında biraz daha seviyor, onun anlattığı dünyaya, bozkıra her seferinde biraz daha bağlanıyorum. Gün Olur Asra Bedel de bu hayranlığımı perçinleyen eserlerden biri oldu. Aytmatov, bu romanında yalnızca bozkırdaki bir cenaze yolculuğunu anlatmıyor; bir halkın hafızasını, kimliğini ve tarihini koruma mücadelesini de bizlere çarpıcı bir şekilde aktarıyor. Yolun sonunda varılan yer ise hafızanın, kimliğin ve insanın kendine yabancılaşmasının sorgulandığı derin bir hikâye...
Yazarımız, eserinde mankurtlaştırma kavramını da Nayman Ana efsanesiyle öyle etkileyici bir biçimde ele alıyor ki, okudukça insanın tüyleri diken diken oluyor. Belleği silinen, geçmişini unutan tutsakların hikâyesi anlatılıyor ama asıl ürkütücü olan, bunun sadece bir efsane olmaması. Bugün de farklı şekillerde, başka yöntemlerle yaşanmıyor mu? Hafızamız silindikçe, kültürümüz unutturuldukça, tek tipleştikçe biz de birer mankurt haline gelmiyor muyuz? Geçmişi unutturulan, kültürü elinden alınan, köklerinden koparılan toplumlar aynı kaderi paylaşmıyor mu?
İşte, Aytmatov’un kaleminde en sevdiğim şey de bu… Bir hikâye anlatıyor ama aslında koca bir dünyayı sorgulatıyor. Okudukça yalnızca romanın içindeki karakterleri değil, kendimizi, tarihimizle ve kimliğimizle bağımızı da sorguluyoruz. İşte bu yüzden külliyatını tamamlamak için duyduğum istek de her geçen gün artıyor ve kitaplarını herkese öneresim geliyor.
Eee, bu kadar anlatmışken bu eseri okumamak olmaz! Okuyun efenim, okuyun ve sorgulayın. Neydik diyin, ne olduk diyin… Sorun kendinize: Mankurtlaşmış mısınız? Özünüzde kimdiniz, ne oldunuz? Bu soruların peşine düşün. Keyifle ama sorgulayarak okuyun.