Eserimiz, 1915’ler ve sonrasında Arap Yarımadası’nda dönen büyük oyunu olduğu gibi anlatıyor. İngiltere’nin Mısır işgaliyle birlikte bölgede nasıl adım adım ilerlediğini, istihbarat ağlarını nasıl kurduğunu ve Arap yöneticilerle hangi hesaplar üzerinden yol yürüdüğünü okudukça bugün hâlâ etkisini hissettiğimiz planların temellerinin o günlerde nasıl ve hangi şartlarda atıldığı net bir şekilde ortaya konuyor. Anlatım akıcı ama okuduklarım beni gerçekten sarstı; birçok yerde durup düşünmek zorunda kaldım.
Topçu Yüzbaşı Kâmil Bey’e yapılanlar, demir yollarına döşenen mayınlarla gerçekleştirilen katliamlar, Şeyh Avuda’nın Türk askerlerini katletmekten yorulup esir aldığı bölümler… Bu kısımlarda sinirden kitabı defalarca elimden attım. Büyük oyunun küçük adamı Şerif Hüseyin ve oğullarının İngilizlerle nasıl iş tuttuğunu okumak onlara olan öfkemi daha da artırdı. Bir yanda Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa’nın Medine’deki onurlu direnişi, diğer yanda şehit edilen ecdadımız… Kitap, aynı zamanda o dönemde yaşanan büyük istihbarat açığımızın nelere mal olduğunu da açıkça gösteriyor.
Arap İsyanı’nın arka planını gerçekten anlamak isteyenler için rahatsız edici ama mutlaka okunması gereken bir çalışma.
İncelememin sonuna gelirken Fahrettin Paşa ve bu uğurda şehit olan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum.