Bazı kitaplar insanı alıp başka bir döneme götürür; Babalar ve Oğullar da tam olarak böyle bir kitap oldu benim için. Turgenyev, babalar ve oğullar arasındaki fikir çatışmalarını öyle güzel işlemiş ki bir yanda Bazarov’un sert, her şeyden nefret eden nihilist kişiliği, diğer yanda Arkadiy’in ara bulucu ve duygusal dünyası arasında gidip geldim. Ayrıca, bilindiği üzere bu kitap, nihilizmin edebiyattaki öncüsü sayılıyor.
Anlatımına gelirsek, yer yer durağan ilerleyen bir kitap ama asla sıkıcı değil. Hatta bu durağanlık, karakterleri çözmek ve onların dünyasını daha iyi anlamak için bir fırsat gibi. Turgenyev, bazı bölümlerde de karakterlerle okuyucu arasında zıtlıklar oluşturuyor. Öyle ki, sanki karakteri karşınıza alıp sorular sormak istiyorsunuz. Mesela ben, Bazarov’u karşıma alıp, “Her şeyi bu kadar keskin bir şekilde reddetmek doğru mu? Hayat sadece akıl ve mantıkla nasıl yürür, duygulara da yer açmamız gerekmez mi?” diye sormak istedim.
Sonuç olarak, Babalar ve Oğullar hem düşündüren hem de insanı içine çeken bir klasik. Dönemin atmosferini, nihilizmi ve kuşak çatışmalarını anlamak isteyenlere önerir, keyifli okumalar dilerim.