Kaybeden kelimesi afili duruyor. Kullanması da keyifli ama bazen sıradan insanın yaşadığı hayatı doğrudan kaybetmişlik olarak adlandırdığımız da oluyor. İş bu romanda üç kuşak kaybeden bir taşra ailesi var. Burada aile kelimesi de mesela öyle kuvvetli bağları kastetmiyor, sadece biyolojik bir bağ. Birinci kuşak 2. Meşrutiyet dönemini, ikinci kuşak 50'li yılları, üçüncü kuşak ise 90'lar ve sonrasının kaybedeni. Tarihin tekerrürünü kuşaklar arası bağlardan görebiliyoruz. Yazar da anlatıyı bu tekerrür içinde zaman atlamalarıyla kurmuş. Kimi yerlerde masalsı anlatıma, kimi yerlerde politik gerçekliğe yaslanıyor. Farklı, güzel ve yoğun okuma gerektiren bir roman. Yazarın romanı 12 yıl gibi bir sürede demlendire demlendire yazdığını göz önüne alırsak epey bir emek verilmiş. Tavsiye ederim.