Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 38 dk.
Sayfa Sayısı:
199
Basım Tarihi:
Şubat 2025
Yayınevi:
İletişim Yayınnları
ISBN:
9789750537998
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·199 syf.··
2026 2. kitabı
Çok güzel bir romanla geldim. Bi bakınız bence. Türkiye taşrası define, siprtüel hikayeler ve natıl inançlarla dolu, yazarlarımız çoğu zaman bu argümanları hikayelere konu ediyor, kimisi çok iyi yapıyor bunu, kimisi uçuk bir fantastik hikayeden öteye geçemiyor. Ama Osman Özarslan, muhteşem bir hikaye yaratmış, kurgusu, anlatımı adeta inci taneleri gibi dizilmiş. 2026 için şahane bir başlangıç oldu. Hikaye bizi Ege taşrasına götürüyor, roman bir ailenin bir kaç kuşak öncesine giderek temelde bir define hikayesi ile başlıyor, roman açıldıkça gelecek kuşakların yaşantılarına göz atıyoruz ama karakterler hem biraz absürt, hem de dibine kadar gerçek, her biri atalarının gölgesi altında, çoğunlukla onların kaderini yaşayan, yani yazarın tabiri ile 'atalarının hafriyatı altında ezilmiş' bir şekilde var olmaya çalışan karakterler. Onların başka dünyaları, başka gerçeklikleri, başka bir dilleri var. Yazar bunu çok çok iyi yansıtmış, özellikle kimi zaman kullandığı yöresel dil ve söylemler okurken yazıya lirik ve alegorik bir hava katmış. Kesinlikle iyi araştırılıp kaleme alınmış bir eser olduğu o kadar belli ki, zaten yazar romanı yazmaya 2008 yılında başlamış ve kendisi Boğaziçi Tarih mezunu, epey uzun bir süreç bu. Türk edebiyatında böyle romanlar keşfettikçe aşırı mutlu oluyorum, herkesin okumasını canı gönülden istiyorum. Çok çok sevdim. .. .. "Aman ha açıkta su bırakmayın, Azrail'in bıçağı şimdi kanlıdır, bıçağını bizim evde yıkarsa arkası bizden ulanır, sökülür gideriz." ..
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202533 okunma
Efsunlar /Tılsımlar
Puan vermedi
Hem çok farklı hem çok tanıdık bir roman ile geldim Dil bildiğim, sevdiğim bazı kitapları hatırlattı. Farklı kelimeleri, deyimleri ile oyunbaz, ele avuca sığmaz bir kitap Anadolu’nun mizahi, mistik, absürt olayları, söylenceleri, adetleri olay örgüsünün içine o kadar doğallıkla yerleştirilmiş ki yadırgamadan su gibi akıp gidiyor . . Ama dikkatle okunması gereken bir kitap. Kişilerin aile bağları, kim kimdir bazen karışabiliyor. Çünkü tempo yüksek, sanki bir solukta anlatmak istiyor yazar her şeyi. . Ege’nin ve Akdeniz’in köy ve kasalarında geçen hikaye , Abuzer ve annesinin Arabistan’dan köle olarak İstanbul’a gelmesiyle başlar. II.Meşrutiyet’le başlayıp 3 kuşağa yayılan hikaye 1950’ler ve 1990’lı yıllarda devam ediyor. Özellikle doksanlı yılların siyasi ya da aktüel olayları ince ayrıntılarla veriliyor, bizim kuşağın kâh gülümseyerek (Özal’ın kızının davulcuya kaçması ) kâh üzülerek (cezaevi operasyonları, ölüm oruçları…) hatırlayacağı olayların etkisiyle kendi kişisel hafızamın dehlizlerinde, tıpkı Yadigâr’ın kazdığı tünellerde dolanır gibi dolandım.Kendi definemi aradım adeta. . Abuzer‘in tılsımları maalesef ailesinin berduş hayatlar yaşamasına engel olamıyor. Oğlu Zühtü, torunları Bahtiyar ve Yadigâr, dünürü Tıngaz… Feleğin çemberinden geçseler de kitap atmosferi sayesinde okuru boğmuyor, hepsinin hayatı tüm zorluklara rağmen devam ediyor. Yaşam adeta bir karnaval bu romanda:) . Kitapta en çok Koca Dudu’nun Ümmü ‘nün cenazesini yıkayıp defne hazırladığı bölümden etkilendim. Ölüye karşı gösterilen şefkat ve nezaket nefesimi kesti adeta . Haydarpaşa Garı’nı anlattığı sayfalarda gözlerim doldu Kaybettiğimiz tüm maddi ve manevi güzellikler için ağladım. . Bir de ilk defa duydum kelime ve deyimlere bayıldım.Tığ-ı teber şah-ı merdan mesela , ölgülük , ayıngacı gibi
Edebiyat
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202533 okunma
Puan vermedi·199 syf.··
2025 18. kitabı
Kaybeden kelimesi afili duruyor. Kullanması da keyifli ama bazen sıradan insanın yaşadığı hayatı doğrudan kaybetmişlik olarak adlandırdığımız da oluyor. İş bu romanda üç kuşak kaybeden bir taşra ailesi var. Burada aile kelimesi de mesela öyle kuvvetli bağları kastetmiyor, sadece biyolojik bir bağ. Birinci kuşak 2. Meşrutiyet dönemini, ikinci kuşak 50'li yılları, üçüncü kuşak ise 90'lar ve sonrasının kaybedeni. Tarihin tekerrürünü kuşaklar arası bağlardan görebiliyoruz. Yazar da anlatıyı bu tekerrür içinde zaman atlamalarıyla kurmuş. Kimi yerlerde masalsı anlatıma, kimi yerlerde politik gerçekliğe yaslanıyor. Farklı, güzel ve yoğun okuma gerektiren bir roman. Yazarın romanı 12 yıl gibi bir sürede demlendire demlendire yazdığını göz önüne alırsak epey bir emek verilmiş. Tavsiye ederim.
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202533 okunma
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 10:00
Ege ve Akdeniz taşrasında geçen hikâye, Abuzer ve annesinin Arabistan’dan köle olarak İstanbul’a gelmesiyle başlıyor. II. Meşrutiyet’le başlayan anlatı üç kuşağa yayılarak 1950’lere ve 1990’lara kadar uzanıyor. Özellikle doksanlı yılların siyasi ve aktüel olayları ince ayrıntılarla verilmiş. Okurken kimi zaman gülümseyerek (Özal’ın kızının davulcuya kaçması), kimi zaman içim burkularak (cezaevi operasyonları, ölüm oruçları…) bizim kuşağın hafızasında yer etmiş olayları hatırladım. Tıpkı Yadigâr’ın kazdığı tünellerde dolaşır gibi kendi hafızamın dehlizlerinde dolaştım; sanki kendi definemi aradım. Türkiye taşrası define hikâyeleri, spiritüel anlatılar ve batıl inançlarla dolu. Pek çok yazar bu malzemeyi kullanıyor ama Osman Özarslan, Hafriyat ile bunu gerçekten çok iyi bir yere taşımış. Romanda üç kuşağa yayılan bir taşra ailesinin hikâyesini okuyoruz. Ama burada “aile” güçlü bağlardan çok, daha çok biyolojik bir bağ anlamına geliyor. Birinci kuşak II. Meşrutiyet’in, ikinci kuşak 50’lerin, üçüncü kuşak ise 90’ların kaybedenleri. Hepsi bir şekilde atalarının gölgesi altında, yazarın deyimiyle “atalarının hafriyatı altında” yaşamaya çalışıyor. Zaman atlamalarıyla kurulan anlatı kimi yerde masalsı, kimi yerde politik bir gerçekliğe yaslanıyor. Özellikle kullanılan yöresel dil romana çok güçlü bir atmosfer katmış. Uzun yıllara yayılan bir emeğin ürünü olduğu belli. Ben çok sevdim, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202533 okunma
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 01:42
Osman ÖzarslanOsman Özarslan'ın HafriyatHafriyat adlı bu ilk romanında, kahramanlar cezbeyle çekilerek bir kara deliğin içine düşmüş gibi, zamansız ve mekânsız oradan oraya dolanırken küçük fısıltılar duyarlar, bu hayatı onlara miras bırakanların siluetlerini görürler, bir zamanlar bir anlamı vardıysa da artık ne anlama geldiği belli olmayan nesnelerle birlikte zamanın giderek büyüyen boşluğunda savrulurlar.
Arka Kapak Yazısı
HafriyatOsman Özarslan · İletişim Yayınnları · 202533 okunma

Yazar Hakkında

Osman ÖzarslanYazar · 3 kitap
1977 yılında, Burdur’un Çavdır ilçesinde doğdu. İlkokulu burada okudu. İlkokuldan sonra, esnaflık ve işçilik yaptı. Sonraki yıllarda siyasi görüşlerinden dolayı bir süre hapis yattı. Tahliyesinin ardından ortaokulu ve liseyi Açık Öğretim’den tamamladı. 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kazandı. 2010 yılında aynı okulun Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisansa başladı. Nisan 2015’te yüksek lisansını tamamladı. Osmanlıca ve İngilizce bilir. Değişik dönemlerde, siyasi gazetelerde, fanzinlerde, bloglarda ve internet sitelerinde, ideoloji, politika, kültür yapıları ve filmler üzerine incelemeleri, denemeleri ve eleştirileri yayımlandı. Yayımlanmış kitapları: Kemalizm Sovyetler Sosyalizm (Ceylan Yayınları, 2008), Dekalog-Kemalist İlahiyat İçin Bir İlmihal (Açılım Kitap, 2014), Resmi İdeoloji ve Kemalizm (derleme, Ceylan Yayınları, 2013), Öncesi ve Sonrası ile 1915 İnkar ve Yüzleşme (derleme, Ütopya, 2013). Halen, bu kitabın da mekânı olan Burdur’un Çavdır ilçesinde yaşamakta ve Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde doktora yapmaktadır.