Gönderi

Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi
10/10
·524 syf.··
2025 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 00:52
Fikir dünyasına, bilgisine, özellikle de münevver bir Türk genci olmasına hayranlık duyduğum sevgili Büşra ile sohbet ederken; Ermeni soykırımı iddialarını kabul ettiği için içten içe önyargı beslediğimiz ancak buna rağmen, güçlü bir kaleme sahip ve oldukça iyi bir yazar olduğu noktasında hemfikir olduğumuz Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi isimli kitabının kapağını kapattıktan sonra hissettiklerimi birkaç cümle ile ifade etmeye çalışacağım… Hani olur ya bazen kitapların giriş cümlesinden onun hangi kitap olduğunu tahmin etmeye çalışırsınız; -ki ben bu konuda çok kötüyümdür- işte benim hayatım boyunca unutamayacağım bir giriş cümlesi zihnime kazındı: “Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.” Bu cümle ile başlayan kitap; Orhan Pamuk’un “Aşk ve Müze Üzerine” başlıklı yazısı ile son buluyor. Âşık olduğu kadının elinin, dilinin, dudağının ve gözlerinin değdiği her eşyayı saklayan, ondan kalan ufak büyük her eşyada, iyi-kötü tüm hatıralarını tekrar tekrar yaşayan, onu yaşadığı evin, sokağın, şehrin tamamıyla özdeşleştiren, sanki ondan önce hiç varolmamış ve ondan sonra da yaşayamayacakmış gibi hisseden öyle güzel öyle derin öyle içten bir adam ki Kemal Basmacı… Başta her ne kadar bencil ve korkak görünse de; hayatının içinde aşka yer veren değil, adeta hayatını Füsun’a olan aşkından ibaret kılan bir adam olduğunu kitabın ilerleyen sayfalarında iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kemal’in Füsun’a bağlılığı, aşık olduğunu anlarkenki saflığı ve dürüstlüğü, onun için yılmadan mücadele edişi o kadar samimi ve gerçekçi bir dille anlatılmış ki, adeta romanın içine girip sanki oradaki bir karaktermiş gibi bütün olaylara şahitlik ediyorsunuz. Ayrıca kitap öyle güzel detaylarla donatılmış ki; sanki bir zaman makinesine binmiş ve 1975-1985 yılları arasındaki İstanbul’un caddelerinde sokaklarında dolaşıyorsunuz. Kitap sizi sadece hikayesiyle sarıp sarmalamıyor adeta size gerçek bir nostalji yaşatıyor. Ben bir kitabı bitirince genelde karakterlerin çektiği acılara, hayata isyan edişine, kavuşamamalarına, bazen de kavuşup mutlu olmalarına ağlarım… Ama bu kitapta Orhan Pamuk’un sonsöz olarak yazdığı Aşk Ve Müze Üzerine başlıklı 6 sayfadan ibaret bölümde yazılanları okuyunca; esasında bir roman değil, içine biraz kurgu unsuru katılmış gerçek bir hayat hikayesi okuduğumu öğrendim ve işte o zaman ağladım. Çünkü bu bölümde kitabın ortaya çıkış sürecinden ve kitaptaki kahramanların yazarın hayatından ve ailesinden gelen eşyaları kullandığından bahsediliyordu. “Bu eşyaları, hayatımdaki pek çok şey gibi, bir hikayenin, bir kitabın parçası olabilecekleri için severdim.” diyor yazar. Hepimizin hayatında, ucundan kıyısından tattığı bir aşk hikayesi vardır. Ve hepimizin bu kitapta kendini bulduğu birkaç satır muhakkak olacaktır. Geç okuduğum için üzgün hissettiğim, keşke hiç bilmeseydim de ilk defa okusaydım diyecek kadar özlem duyduğum, kalıcı etkiler bırakan bir kitap oldu. Bundan sonra eşyalara bir cisim gibi değil, hatıraları saklayan bir sandık gibi bakacağım. Ve bitiş; "İnsanın geceleri, derin, duygusal ilişkilerle ve hatıralarla bağlı olduğu eşyalarla aynı mekânda uyumasından güzel ne olabilir! SNÖ.2532025-055 Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
211 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Başta yazdıkların... Estağfurullah, mahcup ettin beni. Teşekkür ederim. 💕