·261 syf.····Okunma: 02 Şubat 2018 13:39 Sineklerin Tanrısı, biraz kitap okumuş olan insanların bildiği distopik tarzda yazılmış bir eser. Yine de konusundan bahsedilecek olursa, 2. Dünya savaşında güvenli bölgeye gidecek olan bir grup çocuğun uçağının ıssız bir adaya düşmesini konu alıyor. Başta domuzcuk ve Ralph'ın tanışmasına şahitlik ediyoruz. Ralphın bulduğu deniz kabuğu sonraki olayları şekillendirecek bir olay olacaktır. Burada şu dikkati çekiyor bir şeyin değeri insanların ona duyduğu duygu ve düşünceler neticesinde şekilleniyor deniz kabuğuna duyulan sevgi ve hayranlık Rahlp'ın şef olmasını sağlayacaktır. Deniz kabuğu öttürülerek diğer çocuklarında açığa çıkması sağlanır. Artık farklı yaşlarda bir grup çocuk ıssız bir adada olsa ne olurdu diye başlıyoruz hikayeye benim aklıma maceralarla dolu günler gelirken William Golding'in aklına daha realist daha karanlık şeyler gelmiş olacak ki kitabın son 50 sayfasında yer yer insanın dikkat kesildiği olayları kaleme alıyor. Başta her şey iyidi küçük kanunlar koyulmuştu çocuklar üzerinde de hâlâ toplumun baskısı devam ediyordu. Burada kitabın belkide saf kötüsü Roger güzel bir örnektir. Küçüklerden birine taş atmak istiyor ama bunu alenen yapmak yerine biraz ilerisine atarak gerçekleştiriyor, hâlâ içinde kurallar sonucu verilen cezaların izleri var ama bu izler çok kalıcı olmuyor ki bunu Domuzcuk'un üzerine düşürdüğü koca taş parçasından anlıyoruz. Çocukların davranış şekilleri oldukça güzel kurgulanmış. Her an karşına çıkabilecek bir Rahlp vardır çevrenizde, fırsatını bulduğunda kuvvetini ortaya koymaktan çekinmeyecek bir jack de görebilirsiniz. Kitabın isminin nerden geldiğine bakarsak çocukların üzerinde hakimiyet kuran korkunun yansımasıdır. Jack avladıkları domuzların başını canavara yani korkuya adamaktadır. Biz kitabın belkide en iyi karakteri somon ile bir şeyleri oturturuz yerine. Simon, ormanın içinde kazığa oturtulmuş domuz başını görür ve orada bir konuşma gerçekleşir, bu konuşma çok dikkat çekicidir şöyle diyor sineklerin Tanrısı; " Sen biliyordun değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun? (...) Her şeyin bozulmasının sebebiyim ben. Bunu biliyorsun değil mi?" Simon'ın ilk başta canavar düşüncesi ortaya atıldığında kullandığı bir tabir vardı belki de diyordu Simon canavar bizizdir, canavar bizim içimizdedir. Mina Urgan sonsözde ismin kökenini anlatıyor şöyleki; Sineklerin Tanrısı ismi, İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap'taki İbranice adı, Sineklerin Tanrısı manasına gelen Baalzbub'dan geliyor.