Ercan Kesal'ı sadece oyuncu zannederdim ama hem doktor hem de yazar...
Otobiyografik bir roman, Avanosta geçen çocukluğunu, önce siyasal bilgiler bölümü ardından tıp fakültesinde ki darbe dönemlerini anlatıyor. En çokta kasaba ve köylerde hekimlik yaptığı günleri anlatıyor. Türkiye'nin kayıp silüetini yaptığı otopsilerde yüzümüze vuruyor. Berfo ananın ölüsünü vermedikleri oğlu, cumartesi anneleri, 'sağlamdır' ibaresiyle istenilen kızlık raporları, tecavüzleri, kaybolan insanları,ciğerimizdeki yanan insan kokularını,yoksullukları, Doğunun soğuk, sert, karasal iklimini, Babasının gazozlarını anlatıyor. "Bana en dokunan yeri ise; "Parkinson hastası babasının ölümüydü, annesi öldüğünü fark etmiş ama oğluna söylememiş yemeğini bitirene kadar çünkü söylese oğlu yediği mantıyı yarım bırakacaktı tıpkı hayatı gibi ah ana yüreği"
Çokça alıntı yaptığım bir kitaptı,hatta direkt sayfalarca yazmak istedim bazı olayları ama spoiler olmasın diye tuttum kendimi. Otobiyografi de ilk üçte yerini koruyacak bir kitap benim için. Artık Ercan Kesal'a bir oyuncudan ziyade Avanosta bir çocuk, tıbbiye de okuyan devrimci bir genç, köydeki hekim, tarladaki işçinin hakkı, soğukta donan çocuğun umudu olarak bakıyorum.
Peri GazozuErcan Kesal
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma