·120 syf.····Okunma: 27 Mart 2025 23:21 Yazar 1967’de geçirdiği tüberküloz sonucu 6 ay hastanede kalır. Bu açıdan romanda otobiyografik ögeler bulunuyor.
Eserde hastane bir labirent gibi ve içine sıkışmış hastaları görüyoruz sadece. Doktor yok, düzen yok. Anlatıcı oraya sonradan gelmiş, her şeyi onun gözünden izliyoruz. Ve bu anlatı zaman zaman gerçeküstü bir hal alıyor. Gerçek ve rüya, anı ve halüsinasyon iç içe geçiyor. Anlatıcı yalnızca fizisel bir iyileşme sürecinde değil, aynı zamanda içsel bir yolculukta.
Hastane, yaşayan ölülerin mekanı. Ve yalnızca bir sağlık kurumu değil, toplumsal bir metafor. Hastalar birey değil, çöküşün kaybolmuş figürleri.Ölümle iç içe geçmiş yaşamları, sömürge sonrası Fas’ın toplumsal ve siyasi durumuyla paralel.
O dönemde Fransız ve İspanyol sömürgesinden kurtulan Fas bir anda özgürleşmiyor. Kral Hasan II döneminde otoriter bir yönetim var ve bu döneme sonradan “Kurşun Yılları “deniyor. Baskı ve sansür üst düzeyde. Fransız kültürü etkisi kimlik bunalımı yaratıyor.
Hastane Fas toplumunun içinde sıkıştığı çıkmazı, hastalık ise siyasi-ekonomik baskıyı simgeliyor. Anlatıcı giderek kimiksizleşiyor, varoluşu bulanıklaşıyor. Ve siz de bu labirentin içinde sıkışıp kalıyorsunuz.