Puan vermedi·%29 (40/136 syf.)· Hiçbir zaman kitap, film, dizi yarım bırakmamak için direnenlerden olmadım. Zevk aldığım bana geçen kitaplara devam ettim olmayanlarla seviyeli şekilde vedalaştım. Bu kitap da kısa sürede tanışıp saygılı bir şekili yolumuzu ayırdıklarımızdan biri oldu.
Tarık Tufan'ın şiirlerinden de romanlarından da bir hayli zevk alan ve kalemine zaman zaman hayran olan biri olarak deneme ve iç hesaplaşma tarzında yazılmış havası birhayli karanlık bu kitap beni zorladı. Yazım kalitesinden değil konuları ve havasından zorladı.
Derin iç buhranlar çeken bir kişinin (o çocuk kendisi mi, konuştuğu kişi kendisi mi bilmiyorum ama betimlemeler ve hisler çok gerçek ve derin geliyor dolayısıyla öyle varsayacağım. Zira birçok şiir ve romanında da çocukluğunda çalıştığı atölyeler konusu zaten geçer büyük ihtimal kendisi) denemeler ve kendi kendine yaptığı depresif konuşmalar barındırıyor. Sayfa 40'a kadar dayandı psikolojim ve ilk defa bir Tarık Tufan romanını yarım bıraktım. Kendi kendine konuştuğu kısımlar Kinyas ve Kayra'yı hatırlattı bana. Onu da yarım bırakmıştım ama onun yazım kalitesi, özgünlüğü ve içeriği daha ilgi çekici gelmişti buna rağmen kitabın psikolojisi yüzünden yarım bırakmıştım. Bunun psikolojisinin ağırlığının yanında edebi olarak da çok vurucu ve yüksek kalite gelmedi bana. Tarık Tufan okuyucular için değil de kendisi için yazmış bu kitabı sanki. İçinde atması gereken zehirleri, urları bu kitap sayesinde savurmuş atmosfere.