Şu anki Beşiktaş stadının oradan aşağı inen bir vadi vardır. Orası derenin ağzıdır. Balyan kardeşler burayı doldurur. O saray, Kabataş'tan Beşiktaş'a kadar gider. Resim müzesinden Deniz müzesine kadar, hepsi Dolmabahçe'ye aittir. Böylece, müthiş ihtişamlı bir saray inşa edilmiştir. Bu saray, her ne kadar ihtişamlı ve güzel olsa da, borçla yapılmıştır. Bunun önünü açan da, itibardan tasarruf olmaz, düşüncesidir. Halbuki o kadar da halk sürünüyor, devletin acil ihtiyaçları bitmek bilmiyor ve bir yandan da, sarayın masrafları, devletin giderlerinin üstüne biniyordur. Bu kadar devasa saraya, o dönem ihtiyaç yoktur. Koskoca İngiltere İmparatorluğu'nun sarayı bile, bu kadar büyük değildir. İtibar saygıdır. Ancak, saygı dilenilmez, hak edilir. Saygı, kazanılmaz oturduğun ev veya üzerindeki kıyafetle de kazanılmaz.
Örneğin, Einstein'ın Princeton'ın en saygın adamı olmasına rağmen, ayakları koktuğu için hayatında hiç çorap giymediği bilinmektedir. Albert Einstein'ı, frakla görürsünüz ama, ayağında çorabı yoktur. Normal hayatında bir gömlek, üstünde kapalı yaka bir kazak, altında uydurma şalvarımsı bir pantolon ve ayağında terlikle gezer. Saçlarını karısı keser, çünkü berberine tahammül edemez. Bunların yanında Einstein, Cumhurbaşkanı tarafından davet edilen ve istediği zaman Cumhurbaşkanına mektup yazabilen bir adamdır. İşte bu itibardır. Albert Einstein aslında bu kadar fazla itibarı istememiştir, çünkü sokağa çıkamaz hale gelmiştir. Ama kendi içinde, insanlığın kendisine saygısının çok büyük olduğunu bilir. Bugün bile saygı gören bir bilim insanıdır. Küçük bir evde yaşamayı tercih etmiştir. Dolayısıyla, itibardan tasarruf olmaz lafı, bir görgüsüzlük ifadesidir ve tarihte karşılığı yoktur.
Meselâ Beylerbeyi sarayı, aslında, Fransız İmparatoriçesi Eugénie için yapılmıştır. Üçüncü Napolyon'un karısı gelecektir. Abdülaziz, bu kadınla birlikte olmak için bu sarayı yaptırmıştır ki, bu sonuca da ulaşmıştır. Osmanlı'da yemekler, kıyafetler, faaliyetler, her şey çok şaşalıdır. Topkapı'daki yemek mesela. Sofrada bolluk vardır. Çok fazla personel çalışır. Matbaah-ı amire de her gün on bin kişiye hizmet verilir. Bayram zamanlarında bu sayı otuz bin kişiye çıkar. Bu gereksizdir. O dönem, müsriflikten başka bir şey değildir.
Cehaletten Kurtulma SanatıCelâl Şengör