Butimar tam anlamıyla insanın ruhuna işleyen, melankolisiyle saran ama bunu öyle zarif bir dille yapan bir roman ki, bittiğinde bir süre boş boş duvara baktım. Yazarın kalemi o kadar şiirsel, o kadar güçlü ki, her cümle sanki insanın içine işleyen bir dize gibi. Anlatımındaki derinlik, kelimeleri seçişindeki incelik ve atmosferi kurma becerisi, romanı sadece bir hikâye olmaktan çıkarıp edebi bir şölen haline getiriyor. “İnsan, en çok sevdiğinin gözlerinde kaybolur ve en çok sevdiği için var olur.” diye yazıyor mesela. Ve bunu okurken ister istemez durup düşünüyorsunuz: Gerçekten de, en çok sevdiğimiz için mi varız?
Bir de şu cümle var ki, beni en çok etkileyenlerden biri: “Bazı insanlar, kalbinin içinde büyük bir sessizlik taşır ve bu sessizlik onları günden güne eritir.” İşte Butimar, tam da bu sessizliği anlatan bir roman. Karakterlerin ruh hali, hikâyenin dokusu, her şey o kadar sahici ki, sanki kendi iç dünyamın bir köşesinde geziniyormuşum gibi hissettim.
Eğer sadece bir hikâye okumak değil, sözcüklerin büyüsüne kapılmak, cümlelerin altını çizip tekrar tekrar okumak istiyorsanız, Kaan Murat Yanık’ın kalemiyle mutlaka tanışmalısınız. Kendisi en sevdiğim yazar olur büyün kitaplarını beğenerek tekrar tekrar okuyorum ama Butimar beni yazarla tanıştıran ilk kitap olduğu için olsa gerek yeri bende hep ayrı kalacak. Butimar, sadece bir roman değil, insanın içine işleyen bir edebiyat.