·208 syf.····Okunma: 27 Mart 2025 23:14 Bu kitap benim için 2025'in 7 kitabı idi, zorladı beni ve öyle böyle sona erdi.. :)
Kötüydü demiyorum, karamsar kitaplardan yorgun düşüyorum diyorum. Ben bu sefer daha çok emin oldum ki, Buğra Gülsoy distopya sever bir yazar kimliğine sahipmiş. Bir önceki kitabında da karamsarlığı yaşamıştım ama bu seferki daha başka evreydi...
İçeriği ne kadar sosyolojik açıdan günümüze ışık tutsa da, çok ama çok karamsar bir yan görüyorum kaleminde. Yazı dilini sevdim ama gündüzleri wayuu çanta örmekle uğraştığım son haftalarda maalesef geceleri okurken uzun süreler elimde tutamadım. Ürktüm, güzel bir okuma deneyimi yaşamış olsam da korku egemenliği dolu gelecek muhtemel dünya düzeni beni ürküttü... (Zaten benzerini yaşıyorken üstelik!)
Bir de şu var ki, sonucu benim için fazla havada kalmış gibi. Çoğu kişi için bir sondur belki bu, benim için ötesini yorumlayamayacağım bir yerde kaldı kitap... Acaba bu kitabın devam etme ihtimali var mı?
Puanım 10 üzerinden 7 bahsettiğim bu durumlardan ötürü. Yazı dili güzel ama hikaye açısından bir daha bir daha okuyup kendimi ürkütme düşüncem mevcut değil... :)
Beğenip çok alıntıladığım cümlesi var, onlardan en hak verdiğim cümle ile bitirmek istiyorum incelememi;
- Sayfa 46;
"Bizleri 'bilenler' ve 'bilmeye gerek duymayanlar' olarak ikiye bölüyorlar. Bilgiye hakim olduğunu düşünüp kendisini yüce gören kibir dolu insanlar yarattılar. Onlara inananlar farkında bile olmadılar; gerçek bilgiye ulaşanın kibre değil merhamete dönüşeceğini. Bu yüzden kibri değil merhameti takip et hep. Düzen, birbirimizi zeka değerleriyle sınıflandıran, sistemin verdiği rütbelerle kimin akıllı, kimin akılsız olduğunu algılatan bir illüzyondan ibaret. Üstelik yine aynı sistem 'saklı gerçekler' hakkında konuşanları da kendi yarattığı karalama yöntemiyle yaftalayıp aşağılayarak 'farkında olanları' itibarsızlaştırmaya/ bastırmaya çalışıyor."