Spot ışıkları altında olanlar, bize coğrafi olarak uzak olmalarından ve ABD baskısından başlarını kaldıramamalarından dolayı seslerini duyamadığımız Orta Amerika ülkeleri: El Salvador, Guatemala, Honduras, Kosta Rika ve özellikle Nikaragua. Chomsky'nin inceledi yıllarda kabaca 1960-87'ye kadar olan dönem.
Sona bırakılması gerekeni ilk söylerek başlamak istiyorum. Amerika bir terör devletidir; kuruluşundan günümüze kadar da bu durum böyle devam etmiştir, kitaptan ve Chomsky'nin tüm yazdıklarından bağımsız olarak.
Chomsky, Amerikanın terörizmini beşinci özgürlük kavramı ışığında incelemektedir bu kitapta. Beşinci özgürlük; soyma, sömürme ve hüküm altına alma ve sonuç alabilmek için her türlü güce başvurma özgürlüğüdür; şeklinde tanımlanır Chomsky tarafından. Kitabın tamamı ise çeşitli referanslar ile Amerikan terörizmin Orta Amerikada'ki ülkeleri ne kadar istikrarsızlaştırdığı, ekonomik bağımsızlıktan kopardığı, zulme uğrattığı üzerinde durulmuştur. Kısaca der ki; Chomsky halklar ve yönetimleri ancak Amerikan'ın çıkarına uyabildikleri sürece gelişebilmektedirler; yani bir pazar olmayı kabul etmeleri gerekir ve sonrasında da Amerikanın zenginlerini daha zenginleştirmelidirler hayat sahasında varlık gösterebilmeleri açısından. Fakirlere yayılan bir ekonomiden ziyade zengini daha da zenginleştirmesi planlanan bir hülya. Bu Amerikan tavrı bizim yakın coğrafyada tecrübe ettiklerimizden sonra hali hazırda bilinen bir gerçek olmuştur, ne yazıktır.
Chomsky ayrıca Amerikan ve uluslararası medyanın da bu olaylara nasıl taraftar bir şekilde yaklaştığını ve kalemlerini de siyaset, güç ve para için satmış olduklarını uzun uzun aktarıyor. Peşi sıra bir yerlerde ekliyor; aktif bir şekilde ses çıkaranlar bu zulmü durdurabilir, yavaşlatabilir , sonuç alacak bir şeyler yapılabilir. Çünkü genel kahır ekseriyetin normalde bu tarz zulümlere razı olmadığını Hitler döneminden şöyle bir istatistik ile bildiriyor: Norman Cohn, 1938 senesinde Nazi partisi mensuplarının 60%'lık bölümünün Yahudilere reva görülen muamelerden rahatsız olduğunu, ancak 5%'lik kesimin yapılanları onayladığını, "teröre terörle cevap verilmesinin" gerekliliğini savunduğunu ifade etmektedir. 1942 yılında ise oranlar şu şekilde 5%'lik kısım Yahudilerin çalışma kamplarına gönderilmesini onaylamaktadır; 70%'lik kesim meseleye ilgisizdir;geri kalanlar ise olaylara üzüntülü olduğunu belirtmektedir.
Son olarak; Chomsky kimdir; hayatta nerede konumlanmaktadır. Evet, Amerikan'ın bir terör sevici devleti olduğu bizce zaten aşikardır. Bu anlamda Chomsky sadece kanıtları arttırmıştır. Peki, Chomsky Amerika'da ne kadar saygı gören kabul edilen biridir. Yani kendi yandaş'ı olan alanlarda gözükmesinden ya da bizim gibi ülkelerde sevilmesinden bahsetmiyorum. Tam olarak herhangi bir Amerikalı tarafından bilinen ama konuştuğunda bizimki yine konuşuyor bir yerlerde gibi bakılan biri midir; yoksa sözü harekete geçirir mi bunun bilinmesi lazım gelmektedir. Yoksa bu kitabını biz akademik bir değer olarak karşımıza alamayız. Bu bir propaganda kitabıdır sadece; Amerika'yı kutsal görenler'in reddettiği, bizim açımızdan da retoriğimizde daha fazla delil oluşturan bir eser.
***
Bir de yapılan bir demokrasi zorbalığı var ki; bunun içinde Chomsky'de çıkamamıştır. Tabi ki, Amerika süper güç olarak demokratikleşme konularında ülkelere yardım etmeliymiş ( Chomsky demokratikleşme altında yapılan sömürü düzenine karşı çıkıyor; lakin idolojik olarak bunu savunuyor. Yani demokratikleşme adına Amerika, ülke iktidarını değiştirip orada bir demoktarik nizamın oluşmasını sağlamalıdır). İnsanlara artık kendi istedikleri yönetim altında yaşama imkanı verilmemektedir; bu ne büyük zorbalıktır böyle.