Bu seriyi okumak için çok heyecanlıydım, her zaman kraliyet temalarını sevmişimdir ve bir ara filminin olacağını duyup kitabın varlığını öğrendiğimden beri hep okumak/izlemek istediğim bir seri olmuştu. Sonunda bugün okuyabildim.
Ben yolda okudum, ki yazım dilinin basit ve anlaşılır olduğunu buradan anlayabilirsiniz ancak kısa olduğundan ötürü zaten elinizde birkaç saat içinde akıp gidiyor, baymıyor endişelenmeyin. Kitabın konusu ise beklediğimden daha yavan gidiyor ve kızımızı en başlarda severken sonlara geldikçe bu histen uzaklaşıyorsunuz. Spoilerlı şekilde konuşmadan önce kitabın çerezlik olduğunu düşündüğümü söyliyim. İçerisindeki bazı durumlardan ve unsurlardan dolayı kitabı aşırı fazla sevmedim, bunları siz görmezden gelirim diyorsanız alıp bir şans verebilirsiniz belki. Serinin devamında da olağanüstü gideceğini bu yüzden sanmıyorum. Daha fazlasını spoilersız anlatamam.
*Spoilerlı bölüm
Öncelikle ben bu kitabın sonunda bir karara varırız her kitapta başka karakter okuruz gibi kafamda kurmuştum bu olmadığı için üzüldüm çünkü başrol kızımıza kuruldum. Kurulma sebeplerime gelecek olursak, ilk başta onu dikbaşlı ve merhametli görüyoruz ki bunlar güzel, çekici özelliklerdir. Ailesine bakan ve sevdiği adama sadık birisi, hemen prensin kollarına gitmiyor veya zenginlik peşinde koşmuyordu bunlar iyi yönleri. Bir prenses olmaya yakışacak meziyetler. Kendisi zaten dünyanın en farklı kızı(!) Diğer kızların hepsi aynı ama o çok farklı neden çünkü güzel ama onlar gibi övmüyor kendini, niye çünkü pantolon giyer, niye çünkü herkes o olmaya çalışıyo ama o kendisi arkadaşlar anladınız di mi?
En kötüsü ise Aspen ondan vazgeçtiğinde kalbinin onun için attığını tüm kitapta söylüyor ki prense de bunu cringe diyaloglarla anlatıyor, istediği gibi davranıyor ve sarayda kalmaya devam ediyor. Ben o adam yerinde olsam bu kızı çoktan şutlamıştım. Kız boncuk dağıtıyor, hem prensten hoşlandığını iddia ediyor adama ümit veriyor sonra eskisini görüp onu öpüyor sonra bi daha prensi falan kanka sen napıyosun? Aklında biri varsa veya istemiyosan git diye beş yüz kez söyledi sana ve sen gitmedin, olmaz da demedin sonra ilk fırsatta umut verdiğin an aldattın iğrençsin yani. Asla tahammülüm olmayan noktalardan biridir ki kitap gözümde direkt çakıldı şu noktada. Ki Maxon da çok farklı sanmayın da adam zaten kendi isteğiyle tutmuyodu tüm kızları biraz baskı halk faso fiso işte neyse yine de hoş değil tabii ki.
İkincisi kızların elemeleri tamamen bomboş, ilk seferde zaten 35 kızın bilmemkaçı gitti sonra hepsi boş boş prensle bile görüşmeden aylarca öylesine takıldılar ve eleme namına şov namına biz hiçbir şey okumadık. Sadece iki üç elbise değişildi ve birkaç kez röportaj verdiler. Saldılar gerici değildi hani hiçbir heyecan, hiçbir rekabet yok. Kızları zaten ayırt edemiyorsunuz tipik birbirine benzer olsunlar da bizim kız öne çıksın muhabbeti olmuş, keşke hepsi özenli olsaydı ve biz de destekleseydik ne biliyim heyecanlansaydık yani.
Ardından kurallarda bariz bir şekilde diğerlerine karşı sabotaj yasakken Cassie midir nedir herkese it gibi davranıyor ve America prense bunu söylediğinde kendi kendine tribe girip sana mı sorcam falan yapıyor, inanmıyor. Kanka git diğer kızlara sor sana niye kötü davransın zaten ve onun yüzünden kızları yollamayı biliyosun yani. Çok acayip gerçekten. Hele krallık mensupları ortada hiç yok napıyolar belli değil yemeğe geliyolar iki o kadar sanki koskoca saraya sadece izdivaç programı.
Bence eğlenceli ve güzel işlenebilecwk bir konsept basit yazılmış ve konusu biraz harcanmış. Ki burada güzel konsept dediğim de aslında gayet klişe ve bir erkeğin etrafında dönen,kendi hemcinslerine her şeyi yapan seçilmişlerden oluşuyor da siz benim ne demek istediğimi bence anlamışsınzıdır. Umarım atladığım bir yer yoktur. Kral zaten halktan bir haber kast sistemi var da aç mılar diyo şaka gibi haha ya serinin devamını almakta tereddütteyim Beni Seç