Belki de bir kitabın ana karakterine bu kadar kızdığım, öfkelendiğim başka bir kitap olmamıştır. Orhan Pamuk bu kitabında Kemal adlı zengin bir işadamının uzak akrabası, yoksul bir genç kız olan Füsun’a olan aşkını anlatıyor.
Böyle yazınca romantik bir aşk hikayesi gibi gelebilir akla ama kesinlikle Kemal insanı sinir hastası edebilecek potansiyele sahip bir karakter. Paranoyak, saplantılı, içe kapanık, gurursuz, yaptığı her anormal davranışı kendince geçerli bir bahaneye sığındıran biri Kemal. Ülkenin siyasi olaylarla çalkalandığı, darbelerin olduğu, sağ-sol çatışmalarının arttığı dönemlerde tek derdi, Füsunların evine gitmek için bahane üretmek, orada onlarla daha fazla vakit geçirmenin yollarını aramak. Bu özelliklerinin yanında bir de bitmek bilmeyen aşırma huyu var. :))
Füsun ve annesi Nesibe hala da az fena değiller yani. Kitapta ne kadar gururlu bir kız olarak anlatılsa da Füsun’un Kemal’in ona olan ilgi ve aşkını hayatında ulaşmak istediği hedefler için basamak olarak kullandığını düşünüyorum. Annesinin de bu konuda sürekli destek olduğunu.
1950-2000’ler arasında İstanbul’daki mekanlar, restoranlarlar, gazinolar, barlar, sinemalar ve daha bir çok eğlence yerlerinin konu edildiği Masumiyet Müzesi kitabı bu kadar kızarak okumama rağmen kendini okutturan, öfkemle beraber merakımı da uyandıran bir kitap oldu. Kitabın sonlarında dünyadaki bir çok koleksiyon müzelerden bahsediliyor.
Bu kitabı okumayı düşünen değerli arkadaşlarım 8 yıl boyunca türlü bahanelerle Füsunların evinde televizyon izleyeceğinizi ve tahammülünüzün zorlanacağını sakın unutmayın. Keyifli okumalar dilerim.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma