Evet gelelim Bana Dokunma serisinin ikinci kitabına.
Öncellike belirteyim ki Juliette'i hâlâ sevmiyorum. Herkesin bir şeyler yapmak için çabaladığı, mutlu olmaya sebep aradığı bir dünyada sadece karamsar ve ezik davranan bir karakterdi. Sanki onun dışındaki kimse kötü şeyler yaşamamış, olan her şey ona olmuş gibi davranması ve bunu 400 sayfa boyunca okumak çok sıkıcıydı.
Tek derdi Adam ve gücü. Kitabın yarısından sonra da Warner'a olan hisleri girdi işin içine. Hangisini seveceğine, hangisinden uzak duracağına kendisi de karar veremedi bir türlü. Warner'la birlikteyken Adam'ı sayıklayıp, Adam'layken aklı Warner'a giden birini düşünün. Üzgünüm Juliette ne Warner'ı hak ediyorsun ne Adam'ı.
Başrol kıza antipatimi yeterince kustuğuma göre biraz da kitapta geçen diğer olayları anlatayım. Gerçi çok bir olay anlatılmadı yine.
Önceki incelememde de yazdığım gibi olaylardan çok Juliette'in hislerini ve kafasının içini okuyoruz bu kitapta da. Arka planda Omega Noktası denen ve özel güçleri olan insanların toplandığı bir kuruluş var, başrollerimiz oraya sığınıyor. Dünyadaki despot yönetime alttan alta kafa kaldıran bir kurum. Kitabın sonuna kadar sadece adı var. Arada bir de erzak toplamak için yüzeye çıkıyorlar. Kitabın sonunda da bir savaş çıkıyor sözüm ona. Ve bu kuruluşumuz da sivilleri kurtarmaya gidiyor. Kurtarıyorlar mı bilmiyoruz sadece gidiyorlar.
Her neyse bu serideki her şey sırf yazılmak için yazılmış, her şey zorlamaymış gibi geliyor bana nedense. Büyük ihtimalle haksızlık yapıyorum ama yine de öyle geliyor bana.
Kenji'nin gereksiz gevşekliği, çok önemli biri olarak görülmesi ama neden bu kadar önemli olduğunun bize gösterilmemesi. Kısacası Kenji'ye "ortamın gerginliğini saçma sapan esprileriyle alan karakter" tiplemesi diyebilirim.
Adam'a gelirsek karakter derinliği olmayan biri. Sırf Juliette'e dokunabiliyor olması ve arada bir de trajik aile draması anlatması için varmış gibi. Evet Juliette'e sırılsıklam aşık ve dövüşebiliyor. Bu çizgide giden bir karakterken bir de öğreniyoruz ki Warner ile kardeşlermiş.
Acıların Hükümdarı kitabındaki "ters köşeyle" yarışacak saçmalıkta bir ters köşeydi benim için. Sanki sırf Juliette'e aşık olan ve dokunabilen iki kişi kardeş çıksınlar da her şey daha da karman çorman olsun diye konulmuş kitaba.
Ama yine de her şeye rağmen Warner karakterini seviyorum ve onun için seriye devam edeceğim. Warner mükemmel yazılmış bir karakter olduğu için değil ama yine de kötü olan beni kendisine çekiyor, yapacak bir şey yok.
Genel olarak kitapta sevdiğiniz bir karakter varsa devam edin ama onun dışında olay ya da evren için okunacak bir seri değil. Çünkü evrende ya da arka planda yaşanan olaylarda bir derinlik yok.
Klasik distopya dünyası; sistemi değiştirecek bir başrol, eh biraz da düşmandan aşka, yönetime isyan eden bir grup. Daha ne olsun tam bir genç fantastik kurgu. Yine de okunması kolay ve arada bir zevkli bir seri. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.