9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 18:01
Guenter Lewy Massachusetts Üniversitesi'nden emekli profesör ve tarihçidir. Kendisi bugün hâlâ yaşamakta ve 101 yaşındadır. Guenter Lewy 1923 yılında Almanya'da doğdu. 1939 yılında on beş yaşındayken ailesiyle birlikte İngiliz mandası altındaki Filistin'e gitti. Sonra da ABD'ye yerleşti. Nazi zulmünden kaçan Polonyalı göçmen Yahudilerdendir kendisi. Bu yüzden soykırım, göç ve savaşın tüm vahşetini bilen, tanıyan birisidir. Bu yüzdendir ki; bu kitabı bu kadar tarafsız ve vicdanlı bir şekilde yazabilmiştir. 2005 yılında yayımladığı kitabında Ermeni yazarlar tarafından geçmişte soykırımı desteklemek üzere öne sürülmüş bütün kanıtların güvenirliğini inceledi. Kitabında Anadolu'dan techirleri sırasında ölen Ermenilerin sayısını 642.000 olarak belirledi. Ermenilere göre bu rakamlar 2-3 milyon arasında değişirken, Türk mercilere göre ise 60.000-100.000 arasındadır. Gördüğünüz üzere ölü sayısında, Ermenilerin nüfusu sayısında makul bir uzlaşı bile yok. Kitabı okuduğunuzda İttihat ve Terakki Cemiyetini ve Osmanlı devlet adamlarını Ermenilerin can güvenliğini sağlamakta çok yetersiz kaldığını ancak kasıtlı bir soykırım amacının bulunmadığı sonucuna varılıyor. Ermeni tezini savunan yazarların daha önce Türk tezini savunan yazarlara karşı yönelttikleri eleştirileri Lewy için yapmak çok zordur. Lewy'nin Türkiye Cumhuriyeti veya Türk vatandaşlarıyla hiçbir organik bağı bulunmadığı gibi maddi veya manevi bir çıkarı da olmamıştır. Bu yüzden kendisine getirilen acımasız eleştirilerin hepsinden muaf olmuştur. Hatta kendisine yöneltilen Türklerden para karşılığında bu kitabı yazdı ithamına karşı açtığı davayı kazanmış, karşı taraf tekzip yayınlamıştır. Gelelim kitapla ilgili anektodlara, inceleme biraz uzun olacak fakat malum 24 Nisan tarihine yaklaştığımız için Ermeni tehciri üzerine detaylı okumalar yaptığımdan bu konu hakkında fikirlerimi süzgeçten geçirip özetlemek istiyorum. Öncelikle Gunter Lewy ile aynı fikirdeyim. Ki daha öncede böyleydi. Almanların Yahudilere yaptığı veya Afrika’da yaşanan soykırım hadiselerine baktığımızda 1915-16 yıllarında yaşanan hadise planlı bir soykırım olarak nitelendirilemez. Ama devletin acziyeti, maddi imkanların yetersizlikleri, savaş koşulları, sağlık hizmetlerinin yetersizliği gibi çok hayati sebeplerden dolayı binlerce Ermeni vatandaşımız hastalıktan, açlıktan, yorgunluktan ölmüştür. Kitapta yaşanan katliamlardan bahsederken bunların çoğunluğunu Kürt aşiretlerin ve Çerkeslerin yaptığından bahsediyor Lewy. Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin himayesinde oldukları dönem boyunca hem devlete vergi ödemiş hem de can güvenlikleri için Kürt aşiretlere haraç vermişlerdir. 1800’lü yıllarında ve sonlarına doğru gerek bağımsızlık hareketlerinin verdiği cesaret, gerek Osmanlı yönetiminin acziyeti, gerekse de yabancı devletlerin teşvikleriyle bağımsız bir devlet olma çabalarını somutlaştırmışlardır. Bulgarlardan, Yunanlardan, Gürcülerden neyleri eksikti. Eksik olan tek şey şuydu ki; dönebilecekleri ya da hak iddia edebilecekleri bir vatan toprakları yoktu. Ermenilerin iddiasına göre tarihi Ermeni devletinin toprakları Rusya, Türkiye ve İran tarafından işgal edilmişti. Ama bu üç köklü ve güçlü devletten haklarını alabilecek güçleri yoktu. Ermenilerin bu coğrafyada neredeyse 2000 yıllık bir tarihi var. M.S 301 yılında Hristiyanlığı ilk kabul eden millet olma özelliğini taşıyorlar. Fakat tarih boyunca kurabildikleri tek elle tutulur devlet olan Kilikya Ermeni Krallığı 1375 yılında yıkıldıktan sonra kademeli olarak Osmanlı egemenliği altına girmişlerdir. Uzun yıllar boyuncada diğer azınlıklara göre daha rahat bir yaşam sürmüşlerdir. Evet Hristiyan oldukları için zaman zaman zulme, adaletsizliğe ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını inkar edemeyiz. Ama “millet-i sadıka” olarak Osmanlı toplumunda önemli bir yer edindiklerini de unutmayalım. Doktor, tüccar, zanaatkar, diplomat, tercüman gibi mesleklerle ilgilenmişlerdir. Kırsalda yaşayan Ermeniler ise çiftçilik yapmıştır. Fakat Osmanlı İmparatorluğu parçalanmaya ve yönetim giderek yozlaşmaya başladığında Ermeni köylülerinin durumu zorlaştı. Maddi güçleri ancak vergileri ödemeye ve Kürt aşiretlere haraç vermeye yetiyordu. Kürtlere haraç vermeyi reddettiklerinde, Ermeni köylülerine karşı ölüm, kadınlara tecavüz ve büyükbaş hayvanlara el konmasıyla sonuçlanan acımasız saldırılar düzenleniyordu. Rusya'nın kendilerini Türk boyunduruğundan kurtaracağını ümit eden Anadolu Ermenileri arasında Rus yanlısı görüşler yayılmaya başladı. Özellikle 1800’lü yılların sonlarında yaşanan savaşlarda sık sık Türk topraklarına giren Rusların elbet bir gün buraları alacağını düşünüyorlardı. Ermeni devrimciler asıl olarak 1880’li yıllarda ortaya çıkmaya başladılar. Önce Hınçaklar, sonrada Taşnak partisi. İkisi de Rusya’daki Narodniklerden etkilenmiş. Özünde sosyalist idealler barındıran hareketlerdi. Bu iki devrimci Ermeni hareketi başlarda İttihatçılarla işbirliği yapmıştır. 1908 yılında yaşanan II. Meşrutiyet’te etkili olmuşlardır. Hatta Anadolu’da Abdülhamid’e karşı yapılacak bir devrim için Ermeni köylerine silah bile sevk edilmiştir. Ne oldu da İttihaçılar ile Ermeni devrimcilerin yolları ayrıldı. Hınçakların parti programının 6. maddesinde şöyle deniyordu: "Yabancı bir güç Türkiye'ye dışarıdan saldırdığında, genel ihtilal yapma zamanı gelmiş olacak. Parti, iç ayaklanma başlatacak." Tabii ki zamanı geldiğinde Türk yönetimi bu programdan haberdar oldu ve I. Dünya Savaşı boyunca Jön Türkler, bu maddeyi Ermeni tehcirinin gerekçesi olarak kullandı. 1894’te başlayan Ermeni isyanları ve devrimci hareketleri I.Dünya Savaşı’nda şiddetini arttırmaya başladı. Rusya ordularında gönüllü savaşan Ermeni birlikleri vardı. İşte böylesine bir durumda Osmanlı yönetimi I. Dünya Savaşı esnasında iç karışıklarla uğraşmamak, cephe gerisinde zayıat vermemek, vatan toprağı kaybetmemek, demiryollarının güvenliği sağlamak gibi gerekçelerle Ermenilerin tehcir edilmesine karar vermiştir. Tabii tehcir olayı bir nevi intikam fırsatları da yaratmıştır. Son yıllarda yaşanan karşılıklı çatışmalardan dolayı Kürtler, Çerkesler ve yerli halk misilleme yapmıştır. Varlıklı Ermenilerin malları gasp edilmiş, genç kızlar kaçırılmıştır. O dönem birçok Ermeni çocuğu ya katliamdan kurtarılmak ya da başka sebeplerden dolayı evlat edinilmiştir. Son bir anektod Ermeni nüfusunun büyük çoğunluğu İstanbul’da yaşıyordu. İstanbul’da yaşayan cemaat tehcirden etkilenmedi. Sadece politik bağlantıları olan, devrimci olduğu düşünülen ve zenginliğinden dolayı kıskanılan insanlar ya tehcir edildi ya da idama gönderildi. Velhasıl kelam Gunter Lewy, şu sonuca varıyor. Ben de noktasından virgülüne kadar imzamı atıyorum. "Yüksek ölü sayısı, Jön Türk rejiminin suçunu katiyen kanıtlamaz. Bu sayıdan yola çıkarak ölümlerin, Türkiye Ermeni cemaatini yok etmeyi planlayan bir soykırım planının parçası olduğunu söylememiz de mümkün değildir. Büyük kıtlık ve salgınlarda çok sayıda Türk sivil kırılmış, başta savaşlarda olmak üzere çok sayıda Türk askeri, gerekli tıbbi bakımdan yoksun kaldıkları için ve kendi komutanlarının ihmal ve yetersizliği yüzünden ölmüştür. Savaş döneminin Türk hükümeti, ortaya koyduğu yozlaşma ve beceriksizce kötü yönetim konusunda olduğu kadar, I. Dünya Savaşı süresince ülke nüfusunun çektiği acılara kayıtsız kaldığı için de ciddi biçimde eleştirilmeyi hak ediyor. Yine de bunların hiçbiri, söz konusu rejimin Ermeni cemaatini yok etmeyi amaçladığını ispat edemez." 1915: Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu? Guenter Lewy
Araştırma-İnceleme
1915: Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu?Guenter Lewy · Timaş Yayınları · 201196 okunma
·
147 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.